KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/11693 E., 2010/11245 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 20/02/2008 gününde verilen dilekçe ile isme yapılan haksız müdahalenin meni ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/06/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 02/11/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı adına gelen olmadı, karşı taraftan davacı vekili Avukat... geldi. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, Medeni Yasa'nın 26. maddesi uyarınca adın korunmasına ilişkin olup davacı, kişisel başarı ve çaba ile “...” soyadının Türkiye ve Dünya’da tıp ve eğitim alanında tanınmasını sağladığını, üniversite çevresinde “...” denince akla kendisinin geldiğini, bilim, sanat, siyaset ve eğitim alanında herkes tarafından tanındığını, bu soyadın Türkiye’de sadece kendi ailesi tarafından kullanıldığını; davalının eğitim ve danışmanlık alanında soyadını taşıyan ticari işletme ve internet sitesi kurarak haksız kazanç elde ettiğini sürerek, “...” soyadına el atmanın önlenmesini, aynı soyadı ile davalı tarafından işletilen internet sitesinin kapatılması, soyadının kullanıldığı tüm basılı belgeden silinmesi ve haksız kullanım nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise, 21.08.2004 doğumlu olan oğlunun adının “...” olduğunu, davacının uğraşı alanından farklı olarak kurumsal eğitim, koçluk ve kariyer geliştirme alanında ... gördüğünü, davacının soyadını kullanarak hiçbir ... almadığını, tanımadığı davacının adına haksız el atmadığını müdahalenin bulunmadığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının “...” soyadı ile Türkiye’de ve Dünya’da tıp alanında tanındığı; 21.08.2004 doğumlu “...” adında oğlu bulunan davalının, “... Eğitim Danışmanlık ...” ticari unvanlı şirketin sahibi olduğu, 07.02.2006 günü işe başlayan işletmenin, “... , Eğitim Danışmanlık Hizmetleri ...” unvan değişikliği ile faaliyetine devam ettiği; davacı ile davalının ...Enstitüsüne başvurarak “...” adının marka olarak tescilini istedikleri, davacının başvurusunun reddedildiği, davalının 16.07.2008 gün ve 2008/42330 sayılı marka tescili ile başvurusuna davacının itiraz ettiği; aynı konuda başka başvuruların da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece; davalının, davacının soyadı ile aynı adı taşıyan çocuğunun bulunduğu, çocuğun doğum tarihi ile davalının sahibi olduğu işletmenin faaliyete başladığı tarih, tarafların ...Enstitüsü’ne ayrı ayrı başvurmuş olmaları ve davacının başvurusunun reddedilmiş olduğu gözetilerek; “...” soyadının haksız kullanımından söz edilemeyeceği sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin bir bölümünün kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/11693, K. 2010/11245, 2 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama