KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/12854 E., 2010/12990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Mal. Ltd. Şti ve ... aleyhine 02/09/2008 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda. Mahkemece istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 07/05/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... Mal. Ltd.
Şti vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14/12/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı şirket vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi.
Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığına ilişkin temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince, a)Davalı sürücünün birinci derecede ve tam kusuru ile yol açtığı trafik kazası nedeniyle yaralanarak sakat kaldığını belirten davacı, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalılar ise, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davalının tam kusurlu olduğu benimsenerek ve davacının bireysel başvurusu üzerine, Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nca hazırlanmış bulunan davacının meslekte kazanma gücünden % 31 oranında kaybettiğine ilişkin rapor uyarınca hesaplanan sürekli iş göremezlik nedeni ile uğradığı maddi zararı ile manevi zararının ödetilmesine karar verilmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Yasası’nın 16/II-c maddesi gereğince, meslekte kazanma gücü kaybı konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle görevli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan alınacak SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğü’ne uygun raporla davacının iş göremezlik oranı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre zarar kapsamının belirlenmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, davacının bireysel başvurusu üzerine Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen rapora göre karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir
b)Dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağına göre olay yeri gündüz, hava açık ve yaya geçidine 76 metre uzaklıkta olup hatalı doğrultu değiştiren davalı sürücü birinci derecede, aracın hızını kavşaklara ve yaya geçitlerine yaklaşırken azaltmayan davacı ise ikinci derecede kusurlu bulunmuşlardır. Ceza yargılamasında alınan trafik komiseri bilirkişi raporunda ise olay yerindeki fren izine göre davacının yasal hız sınırları içinde gittiği kanısına varılarak, davalının tam kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Eldeki davada alınan Karayolları Genel Müdürlüğü'nden emekli trafik uzmanı bilirkişi de ceza dosyasında alınan bilirkişi görüşüne katıldığını belirtmiştir. Araç sahibi olan davalı ise rapora itiraz etmiştir.
Bu durumda, kaza tespit tutanağındaki belirlemeler ışığında, özellikle davalının araçların çarpışma noktası ve hasarlanan bölümlerinin dikkate alınmadan rapor düzenlendiği yönündeki itirazı gözetilerek, İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tarafların eylemlerinin Karayolları Trafik Yasası ile Yönetmeliği'nde yer alan düzenlemelere göre değerlendirilerek alınacak rapora göre karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/12854, K. 2010/12990, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama