KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/12867 E., 2010/8374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma
Davacı ...O. Genel Müdürlüğü vekili Avukat...tarafından, davalı T.C. İçişleri Bakanlığı aleyhine 17/09/2008 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17/09/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle zarara uğrayana ödenen tazminatın rücu yoluyla alınması istemine ilişkin olup davacı şirket, çalışanlarından ........,i’nin terör saldırısı nedeniyle öldüğünü, adı geçenin yakınları tarafından açılan davada kabul edilen manevi tazminatı ödediğini, düzenlenen bilirkişi raporunda % 25 oranda kusurlu bulunduklarını, kalan % 75 kusurun ise ülkede güvenliği sağlamakla görevli olan Devlete ait olduğunu belirterek, ödediği manevi tazminatın rücu yoluyla alınmasını istemiştir.
Yerel mahkemece, davacının taraf olduğu ve hakkında kesin hüküm oluşturan iş mahkemesi dosyasında alınan 10.10.2005 günlü bilirkişi raporunda; davacının, çalışanlarının güvenliğini sağlamak yönündeki görevini tam olarak yerine getirmemesi nedeni ile olayın meydana gelişinde % 25 oranında kusurlu bulunduğu, iş mahkemesince de bu bilirkişi raporunda belirlenen davacının kusur oranına göre manevi zarardan sorumlu tutulduğu, iş mahkemesince davacı şirketin kusurlu oluşu ve kusur oranı da dikkate alınarak manevi tazminat takdir edildiği,
davacının kendi kusurundan kendi yararına sonuç çıkaramayacağı ve kusuruna göre ödemek zorunda kaldığı manevi tazminatı genel olarak Devletin mal ve can güvenliğini sağlama görevinden hareketle davalı Bakanlıktan isteyemeyeceği gerekçesi ile istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu edilen maddi olgular, genel olarak Devletin huzur ve güveni sağlama görevine ilişkindir. Kural olarak Devletin bu görevi asıl, sürekli ve bölünmez niteliktedir. Daha önce aynı olay nedeni ile manevi tazminat istenmiş olduğu anlaşıldığına göre, manevi zararın tekliği ve bölünemezliği ilkesi uyarınca, aynı kişiler tarafından aynı olay nedeni ile bir başka kişiden de olsa yeniden manevi tazminat isteminde bulunulamaz. Davacı şirketin, ölenin yakınları tarafından açılan davada, kusur oranlarına göre takdir edildiği belirtilen ve ödemiş olduğu manevi tazminatı rücu yoluyla isteyebileceği kabul edilmelidir.
Yerel mahkemece manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/12867, K. 2010/8374, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama