KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/13017 E., 2010/12991 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.173 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 30/01/2006 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda. Mahkemece istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 30/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de diğer davalı ... San ve Tic.
AŞ vekili ile davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14/12/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan asil ... ve vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi.
Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Davacılar, davalılardan sürücü ...'nun eşi, kendilerinin kızı ve kardeşi olan ... ...’nun, ...’nun tam kusuru ile yol açtığı trafik kazası nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirterek uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir.
Davalılardan araç sahibi ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ, aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile diğer davalı ... ve Ticaret AŞ'ne kiraladığını;
Diğer davalı ... ve Ticaret AŞ ise, diğer davalı sürücünün şirket çalışanı olmadığını, kazaya karışan aracın sahibi de olmadığından kusur ve sorumluluğu bulunmadığını;
Öteki davalı ... da, kazada eşini kaybettiğini ve büyük bir acı yaşadığını; ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davalı sürücü ...'nun desteğin ölümüne neden olan kazada tam kusurlu olduğu benimsenmiş; ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ'nin aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile teslim ettiği ... ve Ticaret A.Ş'nin araç işleteni olduğu sonucuna varılarak, davalılardan ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ'ne yönelik istemin husumet yönünden reddine; diğer davalılar hakkındaki istemin ise bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, kazaya neden olan 34 ... plakalı aracın davalılardan ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ adına kayıtlı olduğu, diğer davalı ... ve Ticaret AŞ ile aralarında imzaladıkları 01.10.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca aracın 36 aylığına kiralandığına ilişkin kira sözleşmesi sunulduğu, kiralama sözleşmesinin taraflarca hazırlandığı, noter onayı bulunmadığı, 243 adet otomobilden söz edilen kira sözleşmesinde kiralanan araçların plakalarının yer almadığı, araçların üçüncü kişilere verecekleri zararlardan ... ve Ticaret AŞ’nin sorumlu tutulacağı, mahkeme kararı ile ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ’nin tazminat ödemesi durumunda ... ve Ticaret AŞ’ne rücu edeceği gibi koşulları içerdiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, zarara yol açan aracın trafik kaydını esas alarak davayı, işleten ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş sıfatıyla yöneltmişlerdir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur.
İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir.
Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.
Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 299. maddesinde yer alan düzenlemeler, birbiriyle hiç bağlantısı bulunmayan, birbirine karşı tam anlamıyla üçüncü kişi durumunda bulunan kişiler hakkında uygulama alanı bulamaz. Çünkü haksız eylem nedeniyle zarar gören kişi, üzerinde işletenlik niteliği bulunmayan kişinin hukuki ardılı değildir.
Ancak, özellikle trafik olaylarına karışan araçların oluşturdukları zararların ödetilmesini olanaksız bırakmak için olaydan sonra danışıklı (muvazaalı) olarak eski tarihle düzenlenen sözleşmelerde, üçüncü kişi durumunda bulunan zarar görenlerin, zarara uğramasını önlemek amacıyla bu gibi belgelerin onlara karşı sonuç doğurabilmesi için sözü edilen maddede öngörülen koşulların benzetme yolu ile (kıyasen) aranması hak ve adalete uygun düşmektedir.
Yargıtay'ın uzun yıllardan beri uygulaması bu doğrultudadır.
Dava konusu olayda davalı; aracını, başka bir kişinin kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde eylemli kullanımı (tasarrufu) bulunduğunu geçerli kanıtlarla kanıtlamış değildir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, araç sahibi olan davalılardan ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ'nin de sorumlu tutulması gerekirken, onun hakkındaki istemin husumet yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacıların desteği, davalılardan ...'nun eşi olup bu sıfatla olay günü araç içinde bulunmaktadır. Araç sürücüsü ile ölenin karı koca oldukları gözetildiğinde, ölenin davalı yan tarafından hatır için taşındığının kabul edilmesi doğru değildir. Ancak, desteğin kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı iddia olunduğuna göre, kaza sırasında desteğin emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, meydana gelen sonuç ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında uygun nedensellik bağı bulunup bulunmadığı belirlenerek, Borçlar Yasası'nın 43. maddesinin uygulanmasına olanak bulunup bulunulmadığı tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
3-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Kaza yapan aracın sigorta ettireni olan davalılardan ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ, sigorta şirketince davacılara tazminat ödendiği, sigorta poliçesi kapsamında manevi tazminat klozu da bulunduğu ileri sürülmüş olup yerel mahkemece, davacıların kaza yapan aracın hem ihtiyari mali sorumluluk hem de zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan ... Sigorta AŞ'den 27.03.2006 ve 28.03.2006 günlerinde 5.923,56 TL ve 36.785,56 TL tazminat aldıkları belirlenmiş, ödenen tazminat tutarlarının hangi zarar kalemine karşılık olduğu belirlenmediğinden, tümü destekten yoksun kalma zararından indirilmiştir.
Yerel mahkemece, davalının itirazı da gözetilerek, davacılara ödenen tazminat tutarının hangi zarar kalemlerine ilişkin olduğu, özellikle manevi tazminat karşılığı bir ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak, sigorta şirketine açıklattırılmadan yazılı biçimde karar verilmiş olması, bozmayı gerektirmiştir.
b)Yerel mahkemece benimsenen 03.08.2007 günlü destekten yoksun kalma nedeni ile uğranılan maddi zararı hesaplayan bilirkişi raporunda, tazminat tutarları hesap günündeki verilere göre hesaplanmış ve yerel mahkemece de davacıların sigorta şirketinden 27.03.2006-28.03.2006 günlerinde aldıkları tazminat, herhangi bir güncelleştirme yapılmadan indirilerek zarar tutarları bulunmuştur.
Sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeyi tazminat hesabının yapıldığı günden önce alan davacılar, bu paranın tazminat hesabının yapıldığı güne kadar işleyen yasal faizi kadar kazanım sağlamış olacaklarından; zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin getirisinin yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilip belirlenerek hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, sigorta şirketi tarafından davacılara ödemelerin yapıldığı günler ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunun düzenlendiği gün arasında geçen sürede, sigorta şirketinden alınan paranın getirisinin yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilip belirlenmesi ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile birlikte, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmemiş olması da ayrı bir bozma nedenidir.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 14/12/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13017, K. 2010/12991, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama