KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/13296 E., 2010/10612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
605 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 07/03/2007 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... hakkında manevi tazminat isteminin reddine, diğer istekler hakkında davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak ... A.Ş vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalılar ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne ve miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan Vakıf Finansal Kiralama AŞ hakkındaki istem husumet yönünden, davalılardan ... AŞ hakkındaki manevi tazminat istemi esas yönünden reddedilmiş; diğer davalılar hakkındaki manevi tazminat istemi ile davalılardan ..., ... AŞ ve ... AŞ hakkındaki maddi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan ... ile ... AŞ tarafından temyiz olunmuştur.
Davalı sürücü, diğer davalıların kiralama şirketi, kiracısı ve sigorta şirketi olduğu araç ile park yerinden geri geri çıkmaya çalıştığı sırada, olay yerinde yaya olarak bulunan davacıya çarparak, vücudunda kemik kırıkları oluşmasına, işlevsel belirti (fonksiyonel araz) bırakmadan 6 ayda iyileşebilecek biçimde yaralanmasına neden olmuş; eldeki davada alınan bilirkişi raporlarına göre davalı sürücü 8/8 oranında, ceza mahkemesince ... Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapora göre ise davacı ikinci derecede, davalı sürücü ise birinci derecede kusurlu bulunmuşlardır.
Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın oluş biçimi, gerçekleştiği gün ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13296, K. 2010/10612, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama