KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/13542 E., 2010/9945 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve ... (...'a velayeten) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/07/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; davacı, resmi nikah yapılacağı güvencesi verilmesi nedeniyle davalılardan ... ile 10.08.2006 günü resmi nikah yapmadan evlendiklerini, sekiz ay beraber yaşadıkları halde resmi nikahın yapılmadığını, davalıların kötü davranışları nedeniyle sağlığının bozulduğunu, 01.03.2007 günü de baba evine bırakıldığını belirterek çeyiz eşyası ile birlikte maddi ve manevi tazminat ödetilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, çeyiz eşyasına ilişkin istemin bir bölümü kabul edilmiş; diğer tazminat istemleri reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Toplumun geleneksel yapısı ve tarafların yaşadıkları sosyal çevre gözetildiğinde; resmi nikah yapılacağı inancı ile davalılardan ... ile sekiz ay karı-koca hayatı yaşayan davacının, daha sonra hiçbir yasal hakkı verilmeden babasının evine bırakılması, onun toplumda dul damgası taşımasına yol açar.
Davalılar tarafından resmi nikah yapılacağı güvencesi ile kandırılan davacının, bunun etkisi altında fiziksel ve ruhsal olarak zarara uğratıldığı, bundan da davacının elem ve üzüntü duyduğu kabul edilmelidir. Davacının ve davalının yeniden evlenmiş olmaları ve varsa davacının kusurlu davranışları manevi tazminat isteminin tümden reddini gerektirmeyip takdir edilecek manevi tazminat tutarında etkili olabilir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile manevi tazminat isteminin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13542, K. 2010/9945, 7 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama