KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/14148 E., 2010/10408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
280 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 14/06/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılardan ... ve ..., ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; davacı, araçta oluşan değer kaybı nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL tazminat istemiş; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu üzerine 05.11.2008 günü verdiği ıslah dilekçesi ile bu istemini artırarak, değer kaybı olarak 2.000,00 TL ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece benimsenen son bilirkişi raporunda davacının aracındaki değer kaybının 1.500,00 TL olduğu belirlenmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 388/son maddesi gereğince, gerekçeli kararın hüküm fıkrası bölümünde istek sonuçlarından her biri hakkında verilen kararın açık, kuşku ve duraksama yaratmayacak biçimde gösterilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenleme gereğince ıslah dilekçesindeki istem gözetilerek, davalıların araç değer kaybı olan 1.500,00 TL maddi tazminat ile sorumlu tutulmaları gerekirken, 1.000,00 TL maddi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davanın reddedilen tutarları üzerinden davalılar yararına fazla avukatlık ücreti takdir edilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/14148, K. 2010/10408, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama