KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/14263 E., 2010/10928 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 10/09/2007 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalılardan ...’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılardan ...’ın diğer temyiz itirazına gelince; a)Dava, haksız eylem nedeniyle yaşamını yitiren dava dışı erlerin yakınlarına 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yasa gereğince ödenen nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalılardan alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacının nakdi tazminat ödemesini gerektiren haksız eylem 03.08.2003 günü gerçekleşmiş, davacı idare ise 03.05.2007 günlü Nakdi Tazminat Komisyonu karar ile 2330 sayılı Yasa gereğince yaralanan dava dışı görevliye nakdi tazminat ödemiştir.
Haksız eylem nedeniyle oluşan zarar olay gününde gerçekleşmiş olduğundan, davalının sorumlu tutulacağı tazminat tutarı da olay günündeki verilere göre belirlenmelidir. 2330 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde yaralanan görevliye ödenecek tazminatın karar günündeki en yüksek devlet memuru aylığı esas alınarak hesaplanacağı belirtilmekte ise de, buna göre hesaplanıp ödenen nakdi tazminatın tamamı davalıya rücu edilemez. Davacı idarenin, davalıdan kaynaklanmayan nedenlerle daha geç nakdi tazminat ödemesi, bu yüzden artan tazminat tutarından davalının sorumlu tutulmasını gerektirmez.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının sorumluluğunun olay günündeki verilere ve bu bağlamda olay günündeki katsayılara göre belirlenmesi gerekirken, karar gününde yürürlükte bulunan katsayılara göre hesaplanan tutar üzerinden istemin kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Borçlar Yasası'nın 50 ve 51. maddelerinde düzenlenmiş bulunan dayanışma (teselsül) kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna ilişkin olup zarara neden olanlarla zarar gören arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir.
Eldeki davada zarar görenlere ödenen tazminat rücu yolu ile istenildiğine göre, davalılar arasında dayanışmadan söz edilemez. Zarar verenler, zarar nedeniyle zarar görene karşı dayanışmalı (müteselsil) olarak sorumlu iseler de, rücu davasında her bir davalı kendi kusuru oranında sorumludur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalıların kendi kusurları oranında sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, tüm zarardan dayanışmalı olarak sorumlu tutulmuş olmaları doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/14263, K. 2010/10928, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama