KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/14287 E., 2010/823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ...ve diğerleri aleyhine 19/01/2009 gününde verilen dilekçe ile desteğin ölümünden kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 14/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacıların, davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazları yönünden; dava, haksız eylem nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Zamanaşımı, bir istek veya dava hakkının yasada belirtilen süre içinde kullanılmaması halinde usul hukukunca öngörülen biçimde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 187. maddesinde sayılan ilk itirazlar niteliğinde olmadığından esasa cevap süresinden sonra da ileri sürülebilirse de davacının da buna karşı koyma hakkı vardır.
Dava dilekçesi, davalılardan ...’e 29/01/2009 günü tebliğ edilmiş, adı geçen davalı da 10 günlük cevap süresi (08/02/2009 Pazar, olduğundan) 09/02/2009 gününde dolduğu halde 13/02/2009 günlü cevap dilekçesi ile zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Davacılar vekili ise cevaba cevap dilekçesinde süresinde ileri sürülmediğini belirterek, zamanaşımı def’ine açıkça karşı koymuştur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalılardan ... tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i reddedilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacıların diğer davalılara yönelik temyizine gelince; davacılar, desteklerinin davalılardan ...’ın statik projesini çizdiği, diğer davalıların başkanı ve yöneticisi oldukları kooperatif tarafından yapılan binanın çatısından düşerek öldüğünü belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Olay 29/09/2003 günü meydana gelmiş olup eldeki dava ise 19/01/2009’da açılmıştır.
2009/-14287-2010/823
Yerel mahkemece olay tarihi ile dava tarihi arasında Borçlar Yasası'nın 60/2 ve 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 102/4. maddesindeki 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu olay nedeniyle davalılar hakkında ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2003/849 Esas, 2008/603 Karar sayılı dosyada yapılan ceza yargılamasına katılmışlar (müdahil olmuşlar) ve davalılar olay gününde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 455/1-son maddesi uyarınca kusurlu bulunarak 22/10/2008 gününde verilen karar ile cezalandırılmışlardır. Anılan ceza mahkemesi kararı dava gününde ve temyiz aşamasında olduğundan henüz kesinleşmemiştir.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa'nın Geçici 1. maddesinde “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri, görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır.” biçiminde düzenlemeye yer verilmiştir. Davacılar da 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın yürürlüğe girdiği 01/06/2005’den önce ceza dosyasında katılmışlardır. Eldeki tazminat davasının açıldığı günde ceza davası temyiz aşamasında olup kesinleşmediğinden davacılar, ceza davasında isteyebilecekleri kişisel haklarını hukuk mahkemesinde de isteyebilirler.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle istemin zamanaşımı yönünden reddedilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına 2. bent yönünden katılmıyorum.04/02/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/14287, K. 2010/823, 4 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama