KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/14940 E., 2010/11426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
230 kelime·1 dk okuma
Davacı ..... vekili Avukat ..... tarafından, davalı ..... aleyhine 03/06/2005 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davalı ..... tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile 18 yıl hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girmiştir. Borçlar Kanununun 35 ve 397. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur. Böylece Avukat .....'in ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil yetkisi kalmamıştır.
Bu nedenle davalı yasal kısıtlıya Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği ve aynı kanunun 462. maddesi gereğince vasinin dava açmaya izinli kılınıp kılınmadığı araştırılmalıdır. Şayet bu işlemler yapılmamışsa ve hükümlü şartla salıverilmiş olsa bile bihakkın tahliye tarihi gelmemişse öncelikle bunlar tamamlattırılmalı ve sonra kararı temyiz eden avukatın vasiden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenilmelidir.
Vekaletname verilmezse, mahkeme ilamı vasiye “kanuni süre içinde vasinin mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde yetkisiz vekil tarafından yapılmış olan temyize icazet (muvafakat) vermiş sayılacağı; temyize icazet (muvafakat) vermiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” şerhini ihtiva eden bir tebligatla tebliğ olunmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/14940, K. 2010/11426, 4 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama