KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/3589 E., 2010/215 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine 14/01/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan TEDAŞ Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan TEDAŞ Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü’nün ve davacılardan ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...’in tüm, diğer davacılar ... ile...’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacılar ... ile...’in diğer temyiz itirazına gelince; dava, elektrik çarpması nedeni ile desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar, davacılar ile davalılardan TEDAŞ Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, davalının kusurlu eylemi nedeniyle desteğin öldüğünü belirterek maddi ve manevi zararlarının ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ise, kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını savunmuştur.
Yerel mahkemece, haksız eylemin meydana gelmesinde asıl kusurun davacıların desteğinde olduğu, davalının ise ikinci derecede kusurlu bulunduğu benimsenerek davacı anne ... ile davacı baba... yararına ayrı ayrı 2.000,00'er YTL manevi tazminat takdir edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın meydana geliş biçimi, tarafların kusurları ile ekonomik ve sosyal durumları, olay günü ve yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde; davacı anne ... ile davacı baba... yararına takdir edilen 2.000,00'er YTL manevi tazminat tutarları arzulanan manevi doyum duygusunu gerçekleştirmekten uzak olup azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı anne ... ile davacı baba... yararına 9.000,00'er YTL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3589, K. 2010/215, 18 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama