KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/3725 E., 2010/638 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
619 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Sigorta Şirketi ve diğerleri aleyhine 12/12/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacıların desteği ...29/07/2007 günü gerçekleşen trafik kazası sonucu ölmüştür. Kazada davalı sürücünün %75 oranında, desteğin ise %25 oranında kusurlu olduğu saptanmıştır. Destek 1985 doğumlu olup davacılar desteğin babası, annesi ve kardeşleridir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayda, davalının kusur oranı, davacıların ölenle yakınlık dereceleri ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı anne ... ile baba ... yararına ayrı ayrı takdir edilen 5.000,00'er YTL manevi tazminat ve kardeşler yararına ayrı ayrı takdir edilen 1.000,00'er YTL manevi tazminat azdır. Davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmemiş olması;
2009/3725-2010/638
b)Maddi tazminat istekleri kabul edilen davacılardan ... ve ... yararına karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesi gereğince eksik avukatlık ücreti takdiri;
c)Davacılar dava dilekçesinde manevi tazminat taleplerini yalnızca davalı araç sahibi ve sürücüsüne karşı yöneltmişlerdir. Davalı sigorta şirketinden manevi tazminat talebinde bulunmamışlardır. Hakkında istek bulunmayan davalı yararına, reddedilen manevi tazminat nedeniyle avukatlık ücreti takdir edilmiş olması;
usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı anne ... ile baba ... yararına ayrı ayrı 10.000,00'er YTL kardeşler yararına ayrı ayrı 2.000,00'er YTL manevi tazminat takdir olunmak ve diğer yanlışlıklar düzeltilmek suretiyle kararın onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3725, K. 2010/638, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama