KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/3885 E., 2010/1815 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 16/09/2008 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 21/01/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, idari para cezasının ödetilmesi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı ...'nun, 4857 sayılı ... Yasası'nın 30. maddesi uyarınca, özürlü ve eski hükümlü çalıştırmadığı gerekçesi ile davalı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki DSİ Genel Müdürlüğü’ne aynı Yasa'nın 5378 Sayılı Yasa ile değişik 108. maddesine dayanılarak 101. maddesi uyarınca idari para cezası kestiği, yapılan bildirime rağmen ödenmeyen idari para cezasının tahsili amacıyla genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, 4857 sayılı ... Yasası'nın 5378 Sayılı Yasa ile değişik 108. maddesinin yollama yaptığı 101. madde gereğince icra takibinin usule aykırı yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kamu alacağının genel haciz yolu ile takip edilemeyeceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Alacaklı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasa uyarınca tahsil yoluna başvurabileceği gibi genel haciz yolu ile takip yoluna da başvurabilir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3885, K. 2010/1815, 24 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama