KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/3904 E., 2010/746 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
708 kelime·4 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 01/01/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili ve davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’un diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davalılardan ..., sürücüsü olduğu kamyon ile kendi gidiş yönüne göre sağında bulunan petrol istasyonundan çıkan araca çarpmamak amacıyla karşı yön şeridine geçerek, o şeritten gelen davacılardan ...’ın sürücüsü olduğu araca çarpmak suretiyle davacıların annesi olan desteğin ölümüne neden olmuştur. Kazanın oluşum biçimi, davacıların ölene olan yakınlık derecesi, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde
2009/3904-2010/746
davacılar yararına ayrı ayrı takdir edilen 2.000,00’er YTL manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yararına ayrı ayrı 4.000,00'er YTL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
3-Tarafların diğer temyiz itirazına gelince; karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi uyarınca; dava konusunun para veya para ile değerlendirilebilir olması durumunda avukatlık ücreti, Tarife’nin üçüncü kısmına göre nispi olarak belirlenir. Aynı Tarife'nin 10/2. maddesi uyarınca manevi tazminat isteğinin bir bölümünün reddedildiği durumlarda, karşı taraf yararına Tarife'nin üçüncü kısmına göre takdir olunacak ücret, davacı yararına takdir olunan ücreti geçemez.
Davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin birer bölümünün reddedildiği gözetilerek, reddedilen bölümler yönünden, taraflar yararına yukarıda açıklanan Tarife gereğince, reddedilen maddi ve manevi tazminatlar nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, davacılar yararına kabul edilen maddi tazminat istemleri yönünden ayrı vekalet ücretine karar verilmediği gibi takdir edilen manevi tazminat istemleri yönünden eksik vekalet ücreti hesap ve takdir edilmiş olması; davalılar yararına ise hiç vekalet ücreti hesap ve takdir edilmemiş olması doğru olmadığından kararın bu nedenle de bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi de yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3904, K. 2010/746, 3 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama