KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4140 E., 2010/1353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... AŞ ve ... aleyhine 30/06/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı şirket tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava konusu yayınla, borcunu ödememek amacıyla adresini terk edip kaçan bir dolandırıcı gibi tanıtılıp kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılar ise, davacının toplumca tanınıp bilinen bir ... adamı olduğunu, haber niteliği taşıyan ve gerçek olan olayın bilgilendirmek amacıyla topluma sunulduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, dava konusu haberin gerçek olmakla birlikte, icra takibine konu edilen borç tutarına göre davacının ödememe düşüncesinin olamayacağı; ancak, ihmali nedeniyle işin bu duruma geldiği, davacının kamuoyunun gündeminde olmadığı, haberin yayımlanmasında kamu yararı bulunmadığı, 1905 Galatasaray Yönetici ve ... Adamları Derneği Başkanı olduğu da vurgulanarak haber konusu yapılmasının, haber doğru olsa bile davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle, davalıların sorumluluğu yönünde karar verilmiştir.
Dava konusu haber, ... gazetesinin 19 Mart 2008 günlü sayısında “138 YTL Kablo TV borcuna icra” başlığı ile yayımlanmıştır. Haberde, kablo Tv faturasını ödemediği için icraya verilen işadamının mallarına haciz konulmasının istendiği, davacının bir süre önce adresinden taşınması nedeniyle icra işlemlerini gerçekleştiremediği belirtilmiştir.
Haber tarafların ve yerel mahkemenin de kabul ettiği gibi gerçek bir haberdir. Yayında kullanılan anlatım biçimi de olayın özelliğine uygun olup resmi kayıtlardaki bilgiler dışında davacının kişiliğine yönelik başka bir iddia veya söze yer verilmemiştir.
2009/4140-2010/1353
Yayınla, kişilerin bu tür işlemlere hangi durumlarla karşılaşabilecekleri somut olay üzerinden anlatılarak, borçların ödenmesi gerektiği konusunda kamuoyu uyarılmıştır. Bu amaç doğrultusunda ise kamu yararı olgusunun gerçekleştirildiğinin kabul edilmesi gerekir. Davacının ... adamı ve dernek başkanı oluşunun vurgulanması ise okuyucunun dikkatini daha fazla çekmeye yönelik bir yayıncılık tekniğidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yayının hukuka uygunluk sınırları içerisinde kaldığı ve böylece davacının kişilik haklarına saldırı olgusunun gerçekleşmediği benimsenip istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4140, K. 2010/1353, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama