KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4173 E., 2010/998 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
361 kelime·2 dk okuma
Davacı M. ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Medya Ajans A.Ş aleyhine 06/07/2006 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28/02/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı şirkete ait gazetede yayımlanan gerçek dışı ve kamuoyunu yanlış bilgilendirici haber nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü iddia ederek manevi tazminat ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise, dava konusu haberde, sinema oyuncusu ile kitap yazarı arasındaki duygusal ilişkiden söz edilen haberin daha önce yazılı basında yer aldığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, toplumu bilgilendirme görevi ve basın özgürlüğü kapsamında kalan haberin, kişilik haklarına saldırı amacı taşımadığı gerekçesiyle istemin tümden reddine karar verilmiştir.
Dava konusu haber, Şok gazetesinin 7 Haziran 2006 günlü sayısında “Polat kızdı; sus konuşma” başlığı ile yayımlanan haberdir. Haberde, yabancı uyruklu manken ile yaşadığı aşkın basına yansıması üzerine davacının oynadığı dizideki karaktere de yollama yapılarak, sevgilisi olduğu iddia edilen kişiye emirler yağdırarak susmasını istediği belirtilmiştir. Haberde ayrıca davacı ve adı geçen kişinin fotoğraflarına da yer verilmiştir.
Kural olarak yayınlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin özle biçim arasında denge kurularak yayımlanması durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkar. Dava konusu olayda, davacı haberin gerçek olmadığını iddia etmiş, davalı ise haberin yazılı basında önceden yer aldığını savunmuştur. Gerçek olduğu kanıtlanmayan bir haberin önceden basında yer almış olması, daha sonraki yayını hukuka uygun hale getirmez. Kaldı ki, davalının örnek gösterdiği yayınlar hakkında açılan dava sonucu haberin doğru olmayıp hayal ürünü olduğu kabul edilmiştir.
Yerel mahkemece, gerçekliği kanıtlanamayan haberin hukuka aykırı olup davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4173, K. 2010/998, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama