KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4343 E., 2010/1376 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 18/02/2005 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı araç satış iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29/04/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, danışık (muvazaa) nedeniyle tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Kural olarak üçüncü kişiler, muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı olan bir hukuki işlem ile üçüncü kişinin zararlandırılması ona karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak, üçüncü kişinin danışıklı işlem (muvazaalı muamele) ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir.
Somut olayda, mevsimlik işçi olarak çalışan davalının, ... gördüğü sırada davacıya ait ... makinesini devirerek zarara uğrattığı, zararın ödetilmesi amacıyla açılan dava devam ettiği sırada davalının adına kayıtlı olan traktörü, diğer davalı ...'ya sattığı anlaşılmaktadır.
Davacının eldeki bu davayı açmaktaki amacı, satış işleminin kendisi yönünden geçersizliğini sağlayarak alacağına kavuşmak olduğundan, davacının alacağını almasını sağlayacak biçimde, İcra ve İflas Yasası'nın 283/1. maddesinde yer alan kaydın iptaline gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceğine ilişkin düzenlemeye benzer bir karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, taraflar arasında devam eden davada ortaya çıkacak alacak tutarına göre, davacının alacağını alabilmesine olanak sağlayacak ölçüde haciz ve satış isteyebilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan
2009/4343-2010/1376
gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4343, K. 2010/1376, 16 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama