KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4378 E., 2010/1632 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili tarafından, davalı ... aleyhine 10/10/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dışı kızı ile damadı arasındaki boşanma davasında damadının vekili olan davalı avukatın, icra mahkemesine verdiği 20/06/2008 günlü yanıt dilekçesindeki sözlerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, 18/08/2006 günü cep telefonundan arayarak küfür ve tehdit ettiğini, ... Asliye 4. Hukuk Hakimliği'ne verdiği dava dilekçesindeki savunma sınırını aşan sözlerinin hakaret niteliğinde olduğunu belirterek, manevi tazminat istemiştir.
Yerel mahkemece, icra mahkemesine verilen 20/06/2008 günlü dilekçede adı geçmeyen davacıya yönelik herhangi bir hakaret bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Doya içeriğinden; davacının, davasını üç ayrı olguya dayandırdığı, yerel mahkemece bu olgulardan sadece icra müdürlüğüne verilen dilekçe yönünden değerlendirme yapılarak karar verildiği; davanın dayanağını oluşturan telefonla hakaret ve ... Asliye 4. Hukuk Hakimliği'nin 2008/236 Esas sayılı dava için verilen dava dilekçesindeki sözlerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddialarının değerlendirilmediği, bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece tarafların tüm iddia ve savunmaları konusunda ayrı ayrı değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4378, K. 2010/1632, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama