İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2009/4523 K.2010/3602

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 02/10/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca…

Esas2009/4523Karar2010/3602Tarih30 Mart 2010Okuma6 dk · 1.274 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2009/4523 E., 2010/3602 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Mart 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.274 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 02/10/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı Hazine vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalı Hazine'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalı Hazine'nin diğer temyiz itirazına gelince; dava, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından dolayı Devletin sorumluluğuna dayanan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.

Davacı, iş yeri niteliğindeki taşınmazı 04.04.2005 gününde tapu idaresinde yapılan tescil işlemi ile satın aldığını, bir süre sonra taşınmazın sahibi olduğunu ileri süren ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda adına oluşan tapunun iptal edildiğini, kendisini taşınmaz sahibi olarak tanıtan ve sonradan isimlerinin ... ile ... olduğunu öğrendiği kişilerin sahte nüfus kimlik belgesi kullanılarak,

...'ya ait taşınmazın satış işlemini gerçekleştirdiklerinin ortaya çıktığını, sahte nüfus kimlik belgesi kullanılarak gerçekleştirilen satış işlemi sırasında tapu idaresi görevlilerinin sunulan belgelerin geçerliliğini ve tapu kayıtlarındaki bilgilere uygunluğunu denetleme görevini tam olarak yerine getirmeyerek zarara uğramasına yol açtıklarını belirterek, uğradığı zararın davalı yandan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı yan ise, satış işleminin gerçekleştirilmesi sırasında gerekli özenin ve dikkatin gösterildiğini, kusuru bulunmadığını, dava dışı üçüncü kişilerin hukuka aykırı eylemi nedeniyle davacının zarar gördüğünü ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yerel mahkemece, tapu idaresi görevlilerinin tapu sicilinde bulunması gereken nüfus kimlik bilgileri ve fotoğraf ile 04.04.2005 günü yapılan işlem sırasında sunulan nüfus kimlik belgesindeki fotoğrafı karşılaştırmadan işlem yaptıkları, taşınmazın gerçek sahibinin tescil dosyasında bulunan fotoğrafı ile sahte satıcının belgelere eklediği fotoğrafın farklı olmasına karşın işlemin gerçekleştirildiği,

tapuda işlem yapan memurların, bu işlem sırasında nüfus kimlik belgesinin geçerliliğini ve tapu kayıtlarındaki bilgilere uygunluğunu denetleme görevini tam olarak yerine getirmedikleri, satışın yapılmasına göz yumdukları, yaptıkları eylem nedeniyle Devletin sorumluluğu yönünden nedensellik bağının kesilmediği, Devletin, yapılan bu haksız satış nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu, resmi satış senedinde taşınmazın 3.000,00 YTL'ye satıldığı belirtildiğinden ve 67.000,00 YTL ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından, tapuda gösterilen satış değeri üzerinden hesaplanan 3.667,61 YTL'nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.

Dava dışı ... adına tapulu olan taşınmaz, sahte nüfus kimlik belgesi kullanılarak ... ve ... tarafından davacıya satılmıştır. Davacı, taşınmazı göremeden kendisini ... olarak tanıtan kişi ile pazarlık yapmış, taşınmazda kiracı olduğunun belirtilmesi üzerine yanına gidilen ve taşınmazı kiraya veren emlakçı ...'ın kayınbiraderi olduğunu söylediği davacıya "sahte ...'nun gerçek malik olmadığını, taşınmaz satılacak olsa ...'nun eşi ...'nun kendisini arayacağını" söylemesine rağmen, durumdan kuşkulanmayan davacı, tescil işlemine devam etmiştir.

Yerel mahkemece açıklanan yönler ve ceza dosyasındaki anlatım tutanakları gözetilerek, davacının da zararın ortaya çıkmasında bölüşük kusuru bulunduğu benimsenip belirlenen zarardan, Borçlar Yasası'nın 44. maddesi gereğince, davalı yan yararına uygun bir indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davalı yanın 3.000,00 YTL tazminat ile sorumlu tutulması suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının maddi tazminat tutarına ilişkin 1 nolu bendinde yer alan "…3.667,61.-…" biçimindeki sayı dizisinin silinerek yerine "…3.000,00…" sayılarının yazılmasına; davacının tüm, davalı yanın öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine 30/03/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(M)

KARŞI OY YAZISI

Dava, MK'nun 1007. maddesinden kaynaklanan ve tapu sicilinin usulüne uygun olarak tutulmaması nedeniyle bundan zarar gördüğünü iddia eden davacının açtığı tazminat davasıdır.

Uygulamada daha ziyade bu zararlar, MK'nun 1008. maddesinde öngörülen taşınmazlara ilişkin mülkiyet, irtifak hakları ve taşınmaz yükleri ile rehin haklarının tescili sırasında, sahtelik, yetkisizlik vs. gibi nedenlerle tapu sicilini tutan tapu görevlilerinin tapuda kayıtlı gerçek hak sahibini aslına uygun ve doğru olarak tespit edememesi ve gerçek hak sahibi olmayanın isteği ile işlem yapması sonucu gerçek hak sahibinin veya tapu sicil kayıtlarına güvenerek lehine işlem yapılanın zarar görmesi olarak meydana gelmektedir.

Taşınmaz malların tümü, vatan parçasını oluşturduğu için kişilerin ve devletlerin ekonomik yaşamları üzerinde geniş etkileri vardır. Bu nedenle taşınmazların kimlere ait olduğunu, üzerlerinde ne gibi yükümlülükler bulunduğunu bilmek, gerek özel ve gerekse

genel yarar yönünden zorunlu bir ihtiyaçtır. Medeni Kanun ile benimsenmiş olan tapu sicil sistemine göre bütün taşınmazlar devletin denetimi ve sorumluluğu altında tutulan kamusal sicillere doğrudan doğruya kayıt edilmektedir.

Bu nedenledir ki, MK'nun 1007. maddesinde düzenlenen tapu sicillerinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumlu tutulmuştur.

Devletin, tapu sicillerinin tutulmasından kaynaklanan zararlardan sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Devlet, tapu siciline duyulan (tanınan) güvenden dolayı gerçek hakka aykırı kayıtlardan doğan tehlikeyi üstlenmektedir. Dolayısıyla devletin kusursuz sorumluluğu tehlike sorumluluğudur. Devletin bu sorumluluğu tapu sicilini oluştuan tapu sicil müdürü veya memurunun veya yetkili yetkisiz bu işleri yapan yardımcı kişilerin eylem ve işlemlerinden doğan bütün zararları kapsar.

Tapu sicillerinin tutulmasına verilen önemden dolayıdır ki, devlet yasa ve tüzüklerle tapu sicil müdürü ve diğer ilgili görevlilerin tapu sicilini oluştururken nasıl davranacaklarını neleri araştıracaklarını açık ve net bir şekilde düzenlemiştir.

Şöyle ki;

7/6/1994 tarihli 21953 sayılı resmi gazetede yayımlanan 94/2623 sayılı tapu sicil tüzüğünün düzenlemesine göre, tapu sicil müdürü, memuru ve yardımcılarının tapu sicilinin tutulması sırasında tüzüğün 11. maddesine göre tapu işlemi için "isteğin olmasını" 12. maddesine göre "istekte bulunanın tapuda hak sahibi olmasını" 13. maddeye göre ise, "müdür veya görevlendireceği memurun yapılacak incelemeye göre istek sahibinin tapu sicilinde hak sahibi olup olmadığını" tespit etmesi, bu tespiti gerçek hak sahibi yönünden nüfus cüzdanı ve pasaport ile,

gerçek hak sahibi adına işlem yapacaklar yönünden ise yetki ve sıfatlarına göre Noterlik Kanununa göre düzenlenmiş vekaletname, kanunda yazılı merciilerden alınmış yetki belgesi, karar veya belge ile tapu kütüğü, resmi senet ve taşınmaz mal dosyasındaki belgelerde yer alan imza ve fotoğraflarla karşılaştırmak suretiyle istek sahibinin gerçek hak sahibi olup olmadığını tespit etmesi gerekir.

Yukarıda belirtilen düzenlemeler ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere, MK'nun 1007. maddesinde kabul edilen ve tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan bütün zararlardan dolayı devletin kusursuz sorumlu olması karşısında, tapu sicillerinin usulsüz tutulmasından dolayı zarar görenin gerçek hak sahibi veya lehine işlem yapılan kişi olmasının hiçbir önemi olmadığı gibi, tapu sicilleri tutulurken kullanılan belgelerin sahte veya bunları iğfal kabiliyetinin olup olmamasının veya işlemi yapan kişilerin iyi niyetli olup olmamasının devletin kusursuz sorumluluğuna, tapu siciline güvenerek işlem yapanlar ve bu yüzden zarar görenler ve zarar miktarının belirlenmesi yönünden hiçbir önemi ve etkisi olmaması gerekir.

Bu hususlar olsa olsa, devletin zararı ödedikten sonra kendi görevlilerine ve bu görevlileri yanıltarak usulsüz tapu sicili oluşturmasına neden olan kişilere karşı açacağı rücu davasında etkili olabilir. Zira tapu sicillerini tutan tapu görevlileri, gerçek hak sahibini tespit ederken tarafların beyanları ile bağlı olmayıp re'sen gerçek hak sahibini belirleyip ona göre işlem yapmaları gerekir.

Bu anlamda usulsüz tescille lehine işlem yapılan kişinin gerçek hak sahibini belirlemede katkısı ve illiyet bağı düşünülemez. Zira, tamamen dolandırıcılığa ve haksız menfaat elde etmeye yönelik tapuda işlem yapanlar hariç, (ki, bunlar zaten tazminat davası açamazlar, açsalar dahi dolandırıcılıkları ve haksız menfaat temin ettikleri sabit olduğu takdirde açılan dava reddedilir.

O nedenle bu tür davalar konumuz dışıdır.) Hiç kimse normal şartlarda yolsuzluk nedeniyle sonradan elinden alınacak bir hak için bedel ödemez ve tapuda işlem yapmaz.

Sonuç olarak, davacının tapu sicilinin tutulmasında dolandırmak ve haksız menfaat elde etmek maksadı ile hareket ettiği ispat edilemediğinden tapu siciline güvenerek işlem yaptırdığı anlaşıldığından tapu sicil görevlilerinin tapu sicil nizamnamesine göre tapudaki gerçek hak sahibini belirleyerek işlem yapmalarının zorunlu olmasına rağmen gerçek hak sahibi olmayanların isteğine göre tapu sicilini tutmaları nedeniyle davacı zararının doğmuş olması, zarar ile yolsuz tescil arasında illiyet bağının bulunması, MK'nun 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulması ile ilgili tüm zararlardan devletin kusursuz sorumlu olması göz önüne alındığında kapsam belirlenerek davanın kabulü düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 30/03/2010

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4523, K. 2010/3602, 30 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. (M)
  4. Karşı Oy Yazısı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/4523
Karar No
2010/3602
Tarih
30 Mart 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4523 K.2010/3455
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2009/4526 K.2010/1424
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4528 K.2010/2347
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2009/4529 K.2010/3713
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2009/4532 K.2010/1545
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2009/4534 K.2010/1258

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.