KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4550 E., 2010/1640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
376 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Bakanlığı aleyhine 24/05/2007 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22/01/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı idare tarafından temyiz olunmuştur.
Polis memuru olan davacı, görevi gereği içinde bulunduğu davalı idareye ait zırhlı aracın devrilmesi nedeniyle sürekli işgücü kaybına uğrayacak biçimde yaralanmıştır.
Bu yaralanma nedeniyle daha önce ... Asliye 1. Hukuk Hakimliği'nde 2004/396 Esas sayılı davayı açan davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, uğradığı maddi zarar nedeniyle 1.000,00 YTL maddi tazminat ile manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Yargılama sırasında alınan 07/03/2005 günlü bilirkişi raporu üzerine 07/04/2005 günü verdiği dilekçe ile istek sonucunu artırarak davasını 140.406,43 YTL’ye çıkartmak suretiyle ıslah etmiş; ancak, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını, açıkça saklı tutmamıştır.
Daha sonra alınan 15/06/2006 günlü bilirkişi raporunda davacının zararı 160.184,49 YTL olarak belirlenmiştir. 2004/396 Esas sayılı dosyada 07/03/2005 günlü bilirkişi raporunda belirlenen maddi zararın kabulüne karar verilmiştir. Davacı eldeki bu dava ile iki bilirkişi raporu arasındaki fark olan 19.778,00 YTL’nin de davalıdan alınmasını istemiş, yerel mahkemece istem kabul edilmiştir.
Davacı 2004/396 Esas sayılı davaya ilişkin dilekçede, maddi zararı karşılığı olarak 1.000,00 YTL istemiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak o davanın öncü (kısmi) dava niteliğinde olduğunu ve saklı tuttuğu zararın ayrıca dava konusu edileceğini ortaya koymuştur. Gerçekten, 07/04/2005 günlü ıslah dilekçesi ile de saklı tuttuğu zararının ödetilmesini istemiştir. Ne var ki ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını istemediğinden, tüm zararının ıslah ettiği öncü davada istediği 140.406,43 YTL olduğunu kabul etmiş ve geri kalan zarar bölümünden örtülü olarak (zımnen) feragat etmiştir. Bu nedenle davacının artık ıslah ettiği öncü davada istediği tazminat tutarından başka tazminat isteme hakkı yoktur.
Yerel mahkemece, öncü dava ıslah edilirken fazlaya ilişkin hak açıkça saklı tutularak bunun daha sonra dava konusu edileceğinin açıklanmadığı ve tüm zararın 2004/396 Esas sayılı davada kabul edildiği gözetilerek, istemin reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4550, K. 2010/1640, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama