KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4579 E., 2010/4979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 18/10/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 11/02/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 27/04/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı asıl ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların manevi tazminata yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların maddi tazminata yönelik temyiz itirazına gelince; dava, gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı inşaat mühendisi olup davalıların düzenledikleri rapor nedeniyle, bağlı olduğu meslek odasının kendisine işinden 6 ay geçici uzaklaştırma cezası uyguladığını, bu sürede mahkemelerde bilirkişilik yapamadığını belirterek, uğradığı maddi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davacıya verilen işinden geçici olarak uzaklaştırma cezası kesinleşmemiş ve daha sonra idare mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Davacının bu nedenle bilirkişilik görevi alamadığı iddiası soyut olup bu konuda dosyada herhangi bir kanıta da rastlanmamıştır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, kanıtlanamayan maddi tazminat isteminin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların maddi tazminat ile de sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, mahkemelerde bilirkişilik yaptığını, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği bilirkişi raporu nedeniyle davalı vekili tarafından meslek odasına şikayet edildiğini, açılan idari soruşturma sırasında davalıların bilirkişi olarak tayin edildiklerini, düzenledikleri rapor üzerine oda onur kurulunca 1 yıl meslekten men cezası verildiğini, itirazı üzerine yüksek onur kurulunca cezanın 6 aya indirildiğini, hükmedilen ceza kararının iptali için idare mahkemesinde açtığı dava sonunda meslekten men cezasının tamamen iptal edildiğini ancak, davalı bilirkişilerin gerçeğe aykırı rapor vermeleri nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını bildirerek 3000 TL maddi, 6000 TL manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı hakkında meslekten men cezasını veren meslek odasıdır. Meslek odası yapmış olduğu idari tahkikat sırasında davalı olan bilirkişilerden rapor almıştır. Meslek odası kararını verirken bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Raporu uygun görmediği takdirde başka bilirkişilerden yeni bir rapor alma yetkisine sahiptir. Gerek bu yetki ve gerekse zarara neden olduğu ileri sürülen meslekten men cezasının meslek odasının verebilecek olması göz önüne alındığında davalıların raporları ile davacıya zarar verme eyleminde illiyet meslek odası tarafından kesildiğinden ve bilirkişi olan davalılara husumet düşmeyeceğinden davalılar hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle ret edilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.
Ayrıca, davacı aynı zarar nedeniyle meslek odası hakkında Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2006/521 Esas, 2008/616 Karar sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açmış, maddi tazminat talepleri ret edilerek 8000 TL manevi tazminat almaya hak kazanmıştır. Aynı nedenden kaynaklanan manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi göz önüne alındığında, davacının davalılardan da manevi tazminat istemesi ve mahkemenin de kısmen manevi tazminata karar vermesi doğru değildir.
Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüş ve kararlarına katılmıyoruz. 27/04/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4579, K. 2010/4979, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama