KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4698 E., 2010/1127 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazetecilik AŞ ve diğerleri aleyhine 08/08/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 22/01/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi isteğine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, ... gazetesinin 29.07.2008 günlü sayısında yer alan “... Grup Başkanvekili ..., bir zamanlar ... başkanlığına oynayan ... sanığı ...'la ilgili olarak...” biçimindeki alt başlıkta yer alan "sanık" sözcüğünün gerçek dışı ve okuyucuyu yanıltacak nitelikte olduğunu ileri sürerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalı gazete ise, dava konusu haberin gerçek olduğunu, başlıkta geçen "sanık" sözcüğünün hata sonucu yer aldığını; ancak, haber içeriğinde bu sözcüğe yer verilmediğini, bu hatanın ivedilikle giderilmesi amacıyla 30.07.2008 günlü gazetede düzeltme ve özür yazısı yayınlayarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, haberin basın özgürlüğü kapsamında yayımlandığı, veriliş anındaki görünür gerçeğe uygun olduğu, aşırılığa gitmeyen, hatalı, eksik bilgi ve değerlendirmelerin tek başına sorumluluk nedeni olamayacağı, haberin çarpıcı bir başlık altında okuyucuya sunulması ve içeriği ile ilgili bilginin başlıkla birlikte verilmesinin basın mesleğinin vazgeçilmez gereklerinden olduğu, haberde davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir.
Dava konusu yayında, davacının ... sanığı olduğu biçiminde verilen haber başlığındaki bu nitelemenin gerçeğe aykırı olduğu iddianame içeriğinden ve davalıların sanık nitelemesine bir hata sonucu yer verildiğine ilişkin savunmalarından anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, "... sanığı" olduğu kanıtlanamayan davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı gözetilerek, uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2009/4698-2010/1127
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4698, K. 2010/1127, 10 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama