KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5071 E., 2010/1792 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti vekili Avukat ... tarafından, davalı Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı aleyhine 22/06/2005 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/01/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kaçak olduğu gerekçesiyle el konulan malların değerinin altında satılması nedeni ile uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı Şirket, 1999 yılı şubat ayında ... sınır kapısından Türk malı olduğunu bildirdiği üç TIR kumaş yükü ile çıkış yapmak isterken, yapılan ihbar üzerine davalı kurum çalışanları tarafından, araçlardaki kumaşlar üzerinde inceleme yapılarak kumaşların bir bölümünün ... ve ... kaynaklı olduğu anlaşılarak el konulmuş ve yasal tasfiye işlemi sonucu kumaşlar satılmıştır.
Yerel mahkemece, davacı Şirket temsilcilerinin ... Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda beraet ettikleri gerekçesi ile istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, davacı Şirket yetkilileri hakkında kanıt yetersizliği nedeniyle beraet kararı verildiği, kumaşların bir bölümünün yabancı ülke kaynaklı olduğu, bir bölümünün ise çıkış yerinin belli olmadığı, gümrük bildirgesinde polyester boyalı ve baskılı kumaş olarak bildirilen kumaşların kadife kumaşı niteliğinde olduklarının saptanması,
kumaşların bildirilen ağırlık tutarından 6.454 kg daha fazla olduğunun anlaşılması ve kumaşlara el konulduktan sonra Gümrük Müsteşarlığı'nda görevli kimyagerin yapmış olduğu incelemede kumaşların bir bölümünün yurtiçinde işleme izin belgesi kapsamında olabileceği, bir bölümünün ise bu kapsamda olmadığı belirlenerek el koyma işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, el koyma işleminin hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği benimsenip istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5071, K. 2010/1792, 24 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama