KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5224 E., 2010/1793 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 05/06/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, 23/05/2008 günlü Posta gazetesinde “ İpleri Koparan Konuşma” başlığı altında yayınlanan haberin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılar ise, yazının Tempo Dergisinin 22.05.2008 günlü sayısından alıntı yapılarak yayınlandığını, yayının gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık koşullarını taşıdığından hukuka uygun sayıldığını, yayının adının açıklanmasını istemeyen bir kaynaktan alınarak aktarıldığını, olayın dedikodu boyutunda olduğunun da belirtildiğini, diğer basın organlarında da yayınlandığından haberin yaygın haber niteliğinde olduğunu ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkeme, davacının Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı eşi olması nedeniyle, eşinin Cumhurbaşkanı seçilmesi sırasındaki olayların ve davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasında geçen konuşmaların kamuoyunda yaygın bir söylenti olarak tartışıldığı sırada haberleştirilmesinde toplumsal yarar bulunduğu, davacının da konumu nedeniyle sert eleştirilere de katlanması gerektiği, Cumhurbaşkanı eşi olan davacının özel hayatı dışındaki konuşmaları ile davranışlarının haber konusu yapılmasında da kamunun yararı bulunduğu,
Cumhurbaşkanı ve Başbakan eşlerinin davete katılmalarının ve bu davetteki konuşmalarının kamuoyuna duyurulmasının habercilik gerekliliği olduğu gibi eşlerinin kendi aralarında bulunan gerginliğin haber konusu yapılmasının da basının görevi gereği olduğu, yazının tümü değerlendirildiğinde, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun kabul edilemeyeceği gerekçeleri ile istemin reddine karar vermiştir.
Davaya konu haberde davacı ile dava dışı Başbakan eşi arasında geçtiği iddia edilen konuşmalar konusunda bazı tanıklar bulunduğu iddia edilmişse de davalı yan, Cumhurbaşkanı seçimi aşamasında, davacı ile dava dışı Başbakan eşi arasında geçtiğini iddia ettiği haberin gerçekliğinin kanıtlanması yönünden bir kanıt sunmamıştır. Hukuka aykırı bir
2009/5224-2010/1793
haberin daha önce başka bir yayın organı tarafından yayınlanmış olması o yayını hukuka uygun hale getirmeyeceği gibi gazetecinin, olayın doğruluğunu araştırma zorunluluğunu da ortadan kaldırmaz. Yayının, yorum katılmadan başka bir yayın organından alınmış olduğu ve gerçeği yansıttığı gerekçesiyle istemin tümden reddedilmiş olması doğru değildir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, gerçekliği kanıtlanamayan haberin hukuka aykırı olup davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı benimsenerek, davacı yararına uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.24/02/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5224, K. 2010/1793, 24 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama