KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5422 E., 2010/1712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 21/03/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan ... ve ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ile davalılardan ... ve ... tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Olayda hayatını kaybeden desteğin davacılara olan yakınlığı, olay tarihi ve kusur durumu ile tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2009/5422-2010/1712
b)Davalılardan ... olaya karışan aracın kayıt malikidir. Aracı haricen adi yazılı belge ile sattığını savunmuş ve yerel mahkemece de bu savunma benimsenerek hakkındaki dava husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiştir.
Davalılardan ... olay gününde, olaya karışan ... plakalı aracın trafik sicilinde kayıtlı olan sahibidir. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 20/d maddesinde, motorlu araçların noterce yapılmayan her çeşit satış ve devir işleminin geçersiz olduğu öngörmüştür. Davalılardan ... tarafından dosyaya sunulan tarihsiz adı yazılı satış belgesi her zaman düzenlenebilecek bir belge olup üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı değildir. Kaldı ki bu adi yazılı satış belgesinde davalılardan ...’ın satıcı veya alıcı olarak adı da bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalılardan ...’ın da araç işleteni olarak sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle onun hakkındaki istemin reddedilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5422, K. 2010/1712, 22 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama