KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5771 E., 2010/1990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 03/03/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı yönünden reddine dair verilen 14/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava zamanaşımı yönünden reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacının yaralanmasına neden olan olay 06/08/2001 günü meydana gelmiştir. Daha önce açılan 21/08/2003 günlü davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuştur. Açılan o dava sırasında alınan Adli Tıp Kurumu’nun 28/03/2007 günlü raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranı belirlenmiş ve bu rapora göre davacının gerçek zararı hesaplanmıştır.
Davacı 03/03/2008 gününde açtığı eldeki dava ile önceki davada saklı tutulan maddi zararının ödetilmesini istemiştir. Davacı, 28/03/2007 günü düzenlenen ve 07/05/2007 günü hakim havale tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile zarar oranını öğrenmiş olup 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 109/1. maddesinde öngörülen iki yıllık süreden önce eldeki davayı açmıştır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler ve zamanaşımı süresi geçmeden eldeki davanın açıldığı gözetilerek, işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, istemin zamanaşımı yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, bir talep ve dava hakkının, yasada belirtilen süre içinde kullanılmaması durumunda, usul hukukunca öngörülen biçimde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yolu olan zamanaşımı, bundan yararlanacak olan tarafça ileri sürülmedikçe, zamanaşımı süresinin geçtiği mahkemece kendiliğinden gözetilemez.
Davalılardan ... ... Sigorta Şirketi ile ...’ın davaya karşı zamanaşımı def’i ileri sürmediklerine göre adı geçen davalılar yönünden de istemin zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına 1.bent yönünden katılmıyorum.1.03.2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5771, K. 2010/1990, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama