KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5832 E., 2010/2060 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 31/10/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 11/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davalılar vekili 28.11.2008 günü dosyaya giren yanıt dilekçesi ile davalılardan ...’in yerleşim yerinin adresinin Adana, diğer davalı ...’nin yerleşim yerinin Kadıköy olması nedeniyle davaya bakmaya Adana ve Kadıköy mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur. Yerel mahkemece, 11.02.2009 günlü oturumda verilen ara kararı ile yetki itirazının reddine karar verilmiş ve yargılama sürdürülerek karar verilmiştir.
Davalı yan, süresinde vermiş bulunduğu cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuştur. Yetki itirazı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 187. maddesinde düzenlenmiş bulunan ilk itirazlardandır. İlk itirazların ön sorun (hadise) gibi öncelikle ve esasa girilmeden önce incelenip sonuca bağlanması ve bunun davalı yana tebliğ edilmesine kadar davalı yanın duruşmaya katılma zorunluluğu yoktur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 190 ve 225. maddeleri uyarınca, yetki itirazının reddine ilişkin karar ile duruşma günü davalı yana tebliğ edilmeden işin esasının incelenmesi, davalı yanın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yetki itirazının reddine ilişkin karar ile duruşma günü davalı yana bildirilmeden işin esası incelenerek, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5832, K. 2010/2060, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama