KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5903 E., 2010/3061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/04/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 04/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
... Kurumu Genel Müdürlüğü’nde, kurum avukatı olarak çalışan taraflardan davacı avukat; almış olduğu disiplin cezasının iptali ve yasal haklarının geri verilmesi amacıyla idare mahkemesine dava açmıştır. İstemin reddedilmesi üzerine kararı temyiz etmiş, temyize cevap niteliğindeki 30/05/2003 günlü ek dilekçe kurum avukatı olan davalı tarafından verilmiştir. Bu dilekçede yer alan sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirten davacı, davalı avukatın manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, dava dışı ... tarafından yazılan dava konusu dilekçeyi, baş hukuk müşavirinin talimatı üzerine imzaladığını, dilekçe içeriğinin gerçek olduğunu, dilekçede davacıya yönelik suçlama bulunmadığını, davacının ... Kurumu'na karşı açtığı davada yer alan sözler nedeniyle dilekçenin yazıldığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, dilekçede yer verilen sözlerin savunma hakkı sınırı içinde kaldığı, dilekçe bir bütün olarak değerlendirildiğinde hakaret unsuru bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Dosyadaki belgelerden, dava konusu dilekçe nedeniyle davacının başvurusu üzerine ... Barosu Disiplin Kurulu tarafından, davalının açıklamalarının olayla ilgisi olmadığı, meslektaşı hakkında küçük düşürücü sözlere yer verildiği, anlatım biçiminin meslek saygınlığına yakışmadığı, başka bir meslektaşça hazırlanıp Kurum'un yönetim yapısı içinde imzalandığı savunulan dilekçedeki ad ve imzanın davalıya ait olduğu gerekçesiyle uyarı cezası verildiği, daha sonra bu cezanın Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu tarafından zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu dilekçede davacıya yönelik olarak kullanılan “…yalan iddiada bulunurken…”, “…davacının çarpıttığı konulardan biri olup…”, “Davacının 'takiple ilgili olur’un tarafına verilmesini şifaen talep ettiği' hususu da yalandır.”, “Tecrübeli bir avukat olarak bilmesi gerektiği kuşkusuzdur.”, “…davacı, bu fikri savunurken 'avukatların kurumlarda niçin isdihdam edildiği veya kurum avukatlığı müessesesinin niçin var olduğu' sorusunun da cevabı verilmelidir.” biçimindeki sözcükler savunma sınırını aşan ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturan anlatımlardır.
Yerel mahkemece, somut olayın gelişimi, sözlerin ağırlığı, davacının idare mahkemesinde dava konusu edilen eylem nedeniyle ceza alması gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
(M) (M)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz. 18/03/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5903, K. 2010/3061, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama