KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/6168 E., 2010/3787 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı BOTAŞ Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ ve Eskişehir Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. ve Taah. AŞ aleyhine 25/01/2006 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/01/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ile davalı Eskişehir Şehiriçi Doğalgaz Dağ. Tic. ve Taah. AŞ vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan Eskişehir Şehir İçi Doğalgaz Dağıtım Ticaret ve Taahhüt AŞ tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, aracıyla trafik ışıklarında beklediği sırada, yakınındaki bir binada meydana gelen doğalgaz patlaması nedeniyle yaralandığını belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, kusur incelemesi yapmamış, davalılardan Eskişehir Şehir İçi Doğalgaz Dağıtım Ticaret ve Ticaret AŞ'nin olayda %18 kusurlu bulunduğuna ilişkin ceza davasındaki saptamaya göre adı geçen davalının sorumluluğu yönünde karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, olay ile ilgili olarak Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/237 Esas sayılı dosyasında ceza davası bulunduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat kararı, hukuk hakimi yönünden bağlayıcı değilse de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır. Dava konusu olayın özelliği ve yerel mahkemece, ceza dosyasındaki kanıtlara göre karar verildiğine göre, ceza mahkemesindeki davanın sonucu beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/6168, K. 2010/3787, 1 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama