KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/6368 E., 2010/2809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/10/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, ortak mirasbırakanlarının paydaş olduğu taşınmaza, mirasbırakanın ölümü üzerine elbirliği mülkiyetine sahip (iştirak halinde malik) olduklarını, taşınmaz üzerine mirasbırakanları tarafından 20 yıldan fazla bir süre önce yapılan yapıyı davalının herhangi bir hakka dayanmaksızın el atarak yıkması nedeniyle uğradıkları zarardan davalının sorumlu tutulmasını istemişlerdir.
Davalı ise, ... adında bir kişiden satın aldığı taşınmaz üzerindeki yapının kaçak olarak başkaları tarafından yapıldığının belirtilmesi üzerine yıkım işlemine başladığını, kötü niyetli olmadığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalının pay sahibi olmadığı halde, davacıların pay sahibi olduğu taşınmaza haksız yere el attığı kabul edilerek istem kabul edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz ... Merkez 1170 ada 76 nolu parselde kayıtlı paylı taşınmazdır. Taşınmazda 165/5740 pay sahibi olan davacıların mirasbırakanı 1997 günü yaşamını yitirmiştir. Dava dışı ...’in payını 15/03/1976'da satın aldığı taşınmazın bir bölümünü 07/12/2005 günlü Belediye Encümen kararı ile 3194 Sayılı Yasa’nın 18. maddesi uyarınca iki parçaya bölünerek (ifraz edilerek) tapuya paylı olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Paydaşlar arasında dava dışı ... de yer almaktadır.
Davacıların tazminat istedikleri taşınmaz bağımsız tapulu bir yer olmayıp paylı mülkiyete göre tapulu bir yerdir. Taşınmazda dava dışı paydaşlar da vardır. Bu türlü ortaklıklarda ortakların belirli payları olmayacağı, her birinin hakkının ortaklığa giren malların tamamına ilişkin olduğu Medeni Yasa'nın 701/2. maddesinde belirtilmiştir.
Taşınmaz üzerindeki yapı 20 sene önce yapılmıştır. Taşınmazın özelliği gereği zararın saptanmasından önce bazı konuların açıklığa kavuşturulması gerekir. Öncelikle yapının ruhsatının olup olmadığının belediyeden sorulması, bölünme (ifraz) ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının sağlanması, yapının bölümünden sonra hangi parselde kaldığının saptanması gerekir. Bu inceleme sonucu yapının kaçak yapıldığı ve davacıların mirasbırakanına düşen yerden başka bir yerde yapıldığı saptanırsa davalı, davacılara karşı ancak yapının en az gereç (asgari levazım) bedeli ile sorumlu tutulabilir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, dava konusu yapının bağımsız tapulu bir yere yapılmış ruhsatlı bir yapı gibi değerlendirilerek, yapı bedelinin ödetilmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, eksik inceleme ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/6368, K. 2010/2809, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama