KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/6483 E., 2010/2821 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/07/2008 gününde verilen dilekçe ile tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen 03/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, anne adının ... olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, tapu işlemleri için verilen vekaletnamelerdeki ana adının yanlış yazıldığını, dayanak vekaletnamelerdeki ana adı ile nüfus kayıtlarındaki ana adının farklı olması nedeniyle tapu idaresinin ifraz işleminin yapılmadığını belirterek, ana adı farklılıklarının aynı kişiye ilişkin olduklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, tapuda isim düzeltilmesi niteliğinde eda davası açılması gerekirken tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile istem reddedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının tapuda işlem yapılması amacıyla ...'e yetki vermesine ilişkin ... 1. Noterliğince düzenlenen 04.09.1981 gün ve 24231 yevmiye sayılı vekaletnamede davacının ana adının “...” olarak yazıldığı, bu vekaletname ile 04.12.1982 günü satın alınan ... İli ... köyü 13 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tescil edildiği; bu taşınmazın bölünmesi (ifrazı) amacıyla ...
Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen 02.02.2007 günlü vekaletnameye ekli kimlik bilgilerinde davacının ana adının bu defa “...” olarak yazıldığı; davacının en son idari yoldan 06.11.2007 günü düzeltilen nüfus kayıtlarında ana adının “...” olduğunun belirtildiği; bundan önce ise “...” olarak yazılı olduğu; ana adındaki farklılık nedeniyle tapu idaresinin bölme (ifraz) işleminin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Tapu kayıtların baba adı ve doğum tarihi esasına göre tutulduğu ve tapu kayıtlarında ana adının yer almadığı; diğer bir anlatımla, ana adının tapu kaydına yazılması gereken bilgilerden olmadığı göz önüne alındığında davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Yerel mahkemece, açıklanan olgulara göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/6483, K. 2010/2821, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama