KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/6667 E., 2010/6231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/10/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, bir ilaç firmasında saha tanıtım ve satış müdürü olarak çalıştığını, aynı yerde ilaç temsilcisi (mümessili) olarak çalışan davalının 2. üst (amiri) olduğunu; yapılan denetimlerde, işine gereken önemi vermediği, doktor ve eczaneleri ziyaret etmeden etmiş gibi rapor düzenlediği belirlenen davalının uyarıldığını, aynı eylemleri sürdüren davalının iş sözleşmesinin bozulduğunu (feshedildiğini), işe geri dönme ve iş sözleşmesinden doğan alacaklarını almak amacıyla iş mahkemesinde dava açan davalının, işten çıkarılmasını haksız göstermeye yönelik olarak dava dilekçesinde ileri sürdüğü 'davacının sözlü tacizlerine uğradığı' yönündeki asılsız suçlamaların kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, başarılı bir personel olduğunu, davacının cinsel amaçlı davranışlarına işini kaybetmek korkusuyla ses çıkarmadığını, baskı altında çalışmak zorunda kaldığını, davacının diğer üstlerine başarımı (performansı) ve kişiliği ile ilgili yanlış bilgiler verdiğini, davacının davranışlarını birinci üstüne 16.06.2006 günlü dilekçe ile bildirdiğini, bu dilekçeden sonra 27.06.2006 günü işten çıkarıldığını, cep telefonu ile kendisini arayan ve ileti (mesaj) gönderen davacının cinsel amaçlı davranışlarda bulunduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, içeriği belirsiz ve gece geç saatte çekilen 2 adet ileti kaydı ile işten çıkmış işçilerin soyut açıklamalarının yerinde görülmediği, evli bir kadının uzun süre sözlü de olsa cinsel amaçlı davranışlarla karşılaşması nedeniyle sessiz kalmasının olağandışı görüldüğü, savunma hakkı hukuka uygun kullanılmayarak yeterli kanıt bulunmadığı halde davacı hakkında suçlamada bulunulmasının davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle, istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davacı, davalının üstüdür. Davalı, işinde çok başarılı olduğunu belirterek, işten çıkarılma nedeninin davacının cinsel amaçlı davranışlarını uygun bulmaması
olduğunu düşünmektedir. Bu açıklamalarından dolayı davalı hakkında suç atma (iftira) suçu nedeniyle açılmış bir ceza davası da bulunmamaktadır. Dosya arasındaki bilirkişi raporundan davacının, gece saat 24:00'den sonra davalıya 3 kez cep telefonu ile ileti gönderdiği anlaşılmaktadır. Davalı tanığı ... ile davacı tanığı ...; davalının, davacı tarafından cep telefonuna ileti gönderilmek suretiyle rahatsız edildiğini kendilerine daha önce söylediğini belirtmişlerdir.
Davalı tanığı ...; “davalının yanında iken mesajların geldiğini, davalının sinirlenerek mesajları sildiğini ve ağladığını, kendisiyle bu konuda dertleştiğini, eşine söylemesini belirtince işini kaybetmekten korktuğunu, kendisinin bu olayı halledebileceğini” söylediğini açıklamıştır. Davacı tanığı ... ise, bu iddiayı inandırıcı bulmadığını, davalının bu tür isterik davranışları olduğunu belirtmiştir.
Diğer yandan; davalının, davacının davranışlarını firma merkezine 16.06.2006 günlü dilekçe ile bildirdikten sonra 27.06.2006 günün iş sözleşmesi bozulduğu; davalının açtığı işe geri dönme davasında, iş sözleşmesinin bozulmasına neden olduğu ileri sürülen davranışların varlığı kanıtlanamadığından, iş sözleşmesinin bozulması haksız bulunarak, davalının işe geri dönmesine ilişkin olarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, işe geri dönme davasına ilişkin dosya içeriği, tanık anlatımları ve gece geç saatte davalıya gönderilen iletiler gibi olgular gözetilerek, dava dilekçesinde yer alan sözlerin hak arama özgürlüğü kapsamında kullanıldığı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/6667, K. 2010/6231, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama