KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/7377 E., 2010/3219 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
635 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. Yayın A.Ş ve ... aleyhine 22/07/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, Kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, ... gazetesinin 14.07.2008 günlü sayısında, “Bankada Aşk Skandalı” başlıklı haber ile aynı gazetenin internet sayfasında yayımlanan haberde “D” baş harfi ile belirtilen kişinin kendisi olduğunu, “bireysel/ticari müşteri temsilcisi” nitelemesi ile kendisinin tanımlanması amacı güdüldüğünü, olayın gerçek olmadığı gibi haberin yayımlanmasında kamu yararının da bulunmadığını, gerçekliği kanıtlanmamış haberin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalı yan ise, haberde geçen diğer kişilerin ad ve soyadları kullanıldığı halde davacının sadece adının baş harfinin kullanıldığını, banka adının verilmediğini, haberde geçen banka müdürünün istifası karşısında haberin doğruluğunu kabul etmek gerekeceğini, haberin güncel olup yapılan atamalar ve açılan soruşturma nedeniyle kamu yararının bulunduğunu, orta düzeyde bir okuyucunun haberde geçen kişilerin kimlik bilgilerine ulaşamayacağını, haberin hukuka aykırı olmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu yayının içeriği, yerel bir gazetede yayımlanan haberin veriliş biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/7377, K. 2010/3219, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama