KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/7455 E., 2010/3896 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Medya Group imtiyaz sahibi ... ve ... aleyhine 13/08/2007 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 21/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davacının, davalılardan ...’a yönelik temyiz itirazı yönünden; dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Yayın gününde yürürlükte bulunan 5187 sayılı Basın Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince, basılmış eserler yolu ile gerçekleştirilen eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlardan dolayı, süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) sorumlu olup hukuki sorumlular arasında sorumlu yazı işleri müdürü bulunmamaktadır.
5187 sayılı Basın Yasası'nın 2/c maddesi gereğince süreli yayın niteliğindeki dava konusu haberin yayımlandığı 26.06.2004 günlü gazetenin sorumlu müdürü olan davalılardan ...'a, yukarıda belirtilen yasal düzenleme gereğince, husumet yöneltilemeyeceği gözetilerek, hakkında istemin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacının diğer davalılardan Yıldız Medya Group imtiyaz sahibi ...’a yönelik temyiz itirazına gelince; davacı, basın toplantısında yaşanan olayların çarpıtılıp haber verme ve eleştiri sınırları aşılarak yayınlanmasının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılar ise, basın toplantısının organizatörü olmayan davacının, haber değeri olan bir konuda, yeri ve ilgisi olmadığı halde, basın mensuplarını uyarmasına dikkat çekmek amacıyla haberin yayımlandığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davacının basın toplantısı sırasında söylediği sözlerin eleştirilerek çözümlenmesinin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Flashaber adındaki bir yerel gazetenin 16.06.2007 günlü sayısında yer alan “Travesti savunucusu gazeteci: ...” başlığı ile yayımlanan haberde; seçim otobüsünde gerçekleştirilen fuhuş operasyonu ile ilgili olarak davacıya ait olduğu iddia edilen sözlere yer verilmiş ve haber, “... ne demek istedi?” soru tümcesi ile bitirilmiştir. Haberde davacının fotoğrafı da kullanılmıştır.
Dosya içeriğinden, 2007 yılı genel seçim sürecinde, bir milletvekili adayının basın toplantısında, yerel basın çalışanlarının seçim otobüsündeki fuhuş operasyonu ile ilgili soruları üzerine davacının, basın çalışanlarını bölgeye ait projelerin tartışılması gerektiğini, diğer konuların önemli olmadığını belirterek uyardığı, haberde aktarıldığı gibi basın toplantısı dışındaki olaylarla ilgili herhangi bir açıklama veya yorum yapmadığı; aksine, basın toplantısının amacını hatırlatarak sürenin verimli kullanılması gerektiğini anımsattığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırlaması, Medeni Yasa'nın 24 ve Borçlar Yasası'nın 49. maddeleridir. Basının haber verme görevini yerine getirirken kullanacağı bu hakkın özel hukuk alanındaki sınırı; gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile anlatım arasında düşünsel bağlılığı belirten öz ile biçim arasında denge bulunmasıdır. Haber verme hakkı, bu sınırlar içinde kullanıldığı sürece hukuka uygundur. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırı olup kişilik haklarına saldırı oluşturur.
Dava konusu edilen ve yukarıda aktarılan haber; yanıltıcı, gerçeklikten uzak ve üstü kapalı (imalı) bir biçimde verilerek, davacının basın toplantısında söylediği sözler farklı anlamlandırılarak okuyucuya sunulmuş ve böylece öz ile biçim arasındaki denge bozulmuştur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, hukuka aykırı olan dava konusu haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu sonucuna varılarak, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/7455, K. 2010/3896, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama