KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/8526 E., 2010/5529 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Davacı ... Konf. San. ve Paz. A.Ş ve diğerleri vekili Av. ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 29/05/2002 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının 17,15 TL'sinin davacılara, 148,50 TL'sinin de davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harçların bundan mahsubuna 06/05/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
HARÇ
165,65 TL. OH.
KARŞI OY YAZISI
Davacı gerçek kişiler, Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan 2008/18-35 sayılı dosyasının konusunu teşkil eden Milliyet Gazetesinde yer alan (3) yazıdan dolayı kendileri hakkında, “tefecilik yaptıkları”, “faizle para verdikleri ”, “yasa dışı işlerle haksız olarak mal varlıklarını arttırdıkları” yolunda toplumda kanaat uyandıracak şekilde haber yapıldığını bildirerek davalılar hakkında tazminat davası açmışlardır.
Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesi vermiş olduğu ilk kararında, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıyı (hakareti) sabit görerek davalı sanıkların mahkumiyetine karar vermiş, ancak, Yargıtay 4. Ceza Dairesi verilen bu kararı “vicdani kanının oluştuğunu” belirterek 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu yönünden lehe olan hükümlerin uygulanması bakımından kararı bozmuştur. Daha sonrada, ceza davası zaman aşımının dolduğu gerekçesi ile ortadan kaldırılmıştır. Ceza mahkemelerinin beraat ve kusura ilişkin kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de, maddi bir vakıanın tespitine ve mahkumiyete ilişkin kararları hukuk hakimini de bağlar.
Somut olayımızda ceza mahkemesinin dosyası netice itibariyle zaman aşımından ortadan kaldırılmış ve mahkumiyete ilişkin ilk kararı kesinleşmemiş ise de, yayın yoluyla hakaretin varlığına ilişkin maddi vakıanın tespitine ve buna bağlı mahkumiyet kararının esastan değil de, yeni ceza kanununun uygulanması yönünden usulden bozulmuş olması göz önüne alındığında kişilik haklarına saldırının varlığı yönünden bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı düşüncesinde olduğum gibi, ortada bir ceza davası olmasa dahi, ceza hakiminin de kabul ettiği gibi, davaya konu gazete haberlerinde davacı gerçek kişilerle ilgili olarak “faizle para verdikleri,
tefecilik yaptıkları, yasa dışı işlerle haksız mal varlıklarını arttırdıkları” gibi, gerçekliği kanıtlanmayan suçlama ve isnatlarda bulunmak suretiyle hukuka aykırı haber yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla hukuka aykırı haberler nedeniyle davacı gerçek kişiler lehine, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uygun bir tazminat verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir. 06/05/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/8526, K. 2010/5529, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama