KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/8769 E., 2010/4636 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/11/2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/03/2008 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20/04/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... geldi, karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; a)Dava, deprem nedeniyle eşya ve aracın zarar görmesinden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, kiracı olarak oturduğu bağımsız bölümün deprem sırasında yıkıldığını, bunun sonucunda eşyasının ve aracının hasar gördüğünü belirterek maddi tazminat yanında manevi tazminat da istemiştir. Davacının olay nedeniyle bedensel zarara uğradığına ilişkin dosyada herhangi bir kanıt yoktur.
Yerel mahkemece Borçlar Yasası'nın 47. maddesinde belirtilen koşulların davacı yararına oluşmadığı sonucuna varılarak, manevi tazminat isteminin tümden reddedilmesi gerekirken, davalının manevi tazminat ile de sorumlu tutulmuş olması;
b)Davacı, davacı dilekçesinde faiz isteminde bulunmuş; ancak, faiz başlangıç gününü belirtmemiştir. Faiz başlangıç günü belirtilmeden istekte bulunulması durumunda, kabul edilecek tazminata dava gününden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gözetilmeyerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesine aykırı olarak, kabul edilen tazminatlara olay gününden itibaren faiz yürütülmüş olması;
c)Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda, inşaatın yapıldığı gündeki deprem yönetmeliğine aykırı olup olmadığı, inşaatın bulunduğu yerin 2. derece deprem bölgesiyken 1. derece deprem bölgesi olarak belirlenmesi durumunda, davalı yüklenicinin kusur durumunun değişip değişmeyeceği olguları incelenmemiştir. Açıklanan yönler araştırılıp belirlenmeden karar verilmiş olması;
d)Davacının zarar gören eşyası hakkında uzman bilirkişilerden rapor alınmamıştır. Zarara uğradığı ileri sürülen eşyanın, olay günündeki yıpranmışlık durumları gözetilerek eşya değerleri araştırılıp belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmiş olması;
e)Dosyaya, zarar gördüğü belirtilen aracın davacıya ait olduğuna ilişkin bir kanıt sunulmamıştır. Aracın davacıya ait olduğunu gösteren araç ruhsatı, trafik kaydı gibi kanıtların toplanıp aracın davacıya ait olduğu belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmiş olması;
f)Dava konusu zarar deprem sonucu oluşmuştur. Davacının oturduğu bina; plan ve projesine, imar düzenlemelerine ve deprem yönetmeliğine uygun yapılmış olsa bile, gerçekleşen depremin 7.4 şiddetinde olduğu göz önüne alındığında araç ve eşyanın deprem nedeniyle hasara uğraması kaçınılmazdır. Yerel mahkemece olayın bu yönü de gözetilerek, belirlenen tazminattan Borçlar Yasası'nın 43. maddesi uyarınca uygun bir tutarda indirim yapılmamış olması;
Usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/8769, K. 2010/4636, 20 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama