KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9047 E., 2010/6172 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
782 kelime·4 dk okuma
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/05/2008 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 05/05/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 04/05/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi, karşı taraftan davalı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı Türkiye ... Akademisi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde Akademi Genel Sekreteri olan davalının 13/4/2006 tarih 1022 sayılı karar ile birinci derece uzmanlık kadrosuna atandığını ve 3/7/2006 tarihinde ise Eğitim Merkezi Müdürlüğünde görevlendirildiğini, bu arada birçok disiplin soruşturması geçirerek cezalar aldığını atama kararı iptali ve idari soruşturmalar ile kurum tarafından açılan alacak davalarına sunulan çeşitli tarihli dilekçeler ile suç isnadında ve kişilik haklarına saldırılarda bulunulduğundan her bir dilekçeden dolayı ayrı ayrı manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu dilekçelerde davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığını, beyanların Türkiye ... Akademisi Tüzel kişiliğine yönelik olduğunu ve savunma hakkı sınırları içinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemece dava konusu dilekçelerdeki ifadelerin savunma amacına yönelik olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Dava konusu olup davalı tarafından idare mahkemeleri dava dosyalarına, kurum tarafından açılan alacak davası ve disiplin soruşturmaları nedeniyle verdiği çeşitli tarihli dilekçelerde Akademi Başkanı olan davacının adı da verilerek hakkında kin ve nefrete dayalı işlemler yaptığı, hiçbir neden yokken Türkiye ...
Akademisi Genel Sekreterliği görevinden alınarak uzmanlık kadrosuna atandığını, sicil dosyasında hiçbir olumsuzluk bulunmadığından daha sonra yapılan işleme hukuki kılıf uydurmaya çabaladığı, hukuk doktoru ve Yargıtay üyesi olmasına rağmen hukuki gerçekleri görmezden gelerek aleyhine işlemler yaptığı, savunma hakkı dahi tanınmadan disiplin cezaları verdiği, davacının kendisine hukuksuzluk teklif ettiğini kabul etmeyince de görevden aldığını belirtmiştir.
Ayrıca daha önce kendisine hukuksuzluk teklif eden Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. ...’in cezaevinde olup kamu görevinden çıkarıldığını, davacının da ... gibi aşağılayıcı, onur kırıcı tarzda görevi bırakmak zorunda kalmamasını dilediğini, etik ve iyi niyetli olmayan davranışlarda bulunduğunu beyan etmiştir.
Davalının Türkiye ... Akademisi Genel Sekreterliği görevinden alınmasına ilişkin 13/4/2006 tarihli idari işlemin iptali için açtığı dava Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Mahkemenin karar gerekçesi ve dosyada mevcut delillerden davalının Türkiye ...
Akademisi Genel Sekreterliği görevi öncesi Niğde Üniversitesinde Ticaret Hukuku Anabilim Dalı öğretim görevlisi iken Amerika Birleşik Devletlerinde Reenseloer Polytechnic Instute’de görevli bir profesörden gelen davetiye mektubunu ekleyerek talepte bulunması üzerine yurtdışında görevlendirildiği, yurtdışına çıkmayıp bilimsel faaliyette bulunmadığı, ticari faaliyetle uğraştığı, açılan soruşturmada davetiye mektubunun sahteliğinin ortaya çıkması üzerine 11/4/2001 tarihli üniversite yönetim kurulu kararı ile 2 yıl kademe ilerlemesi cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının kademe ilerlemesinin durdurulması kararına karşı idare mahkemesinde açtığı dava reddedilmiş, ancak temyiz aşamasında disiplin cezası sicil affı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca davacının Niğde Üniversitesi Rektörlüğü bünyesindeki görevleri sırasında kurum zararına yol açtığı iddiası ile açılan davalarda sorumluluğuna karar verilmiştir.
Akademi Genel Sekreterlik görevi sırasında da tasarruf tedbirleri kapsamında komisyon kararı alınmadan malzeme alınmaması ve alımlardaki yazışma usulüne ilişkin Akademi Başkanının talimatlarına aykırı olarak yazışma ve alımlar yaptığı, uluslararası bir organizasyon nedeniyle kurum zararına neden olduğu ve bundan dolayı dava açıldığı ve kınama cezası aldığı anlaşılmaktadır.
Davalının genel sekreterlik görevinden önceki döneme ilişkin fiillerinin niteliği, bu fiillerine bağlı olarak aldığı disiplin cezaları, hakkında açılan alacak davaları ve Genel sekreterlik görevindeki filleri birlikte değerlendirildiğinde, genel sekreterlik görevinin önem ve özelliği ile bağdaşmayan fiillerinin bulunduğu, genel sekreterlik görevini sürdürecek nitelik ve yeterliliğe sahip olmadığı anlaşıldığından görevden alınarak uzmanlık görevine atanmasına ilişkin işlemde hukuka, hakkaniyete, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediğinden dava reddedilmiştir. Ayrıca davacının kınama cezalarının iptaline ilişkin davaları da reddedilmiştir.
Dosyada mevcut tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde davalının genel sekreterlik görevine atanması öncesinden geçirdiği soruşturmalar ve hakkında açılan davalar ile genel sekreterlik görevi sırasında yaptığı disiplin cezası gerektiren eylemleri gözetildiğinde genel sekreterlik görevinden alınmasında hukuka aykırılık bulunmayıp, işlemlerin kin ve nefrete dayanmadığı, hukuki kılıf uydurulmasını gerektiren bir durum bulunmadığı, hukuksuz davranış teklif edildiğine ilişkin herhangi bir delil mevcut olmayıp, dava konusu dilekçelerde yer alan ve yukarıda özetlenen sözcüklerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunun kabulü gerekir.
Şu durumda mahkemece uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9047, K. 2010/6172, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama