KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9111 E., 2010/5243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 09/09/2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/06/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili, davalı ... ve davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, danışık (muvazaa) nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, boşanma davası sonucu kesinleşen nafaka alacağını alabilmek amacıyla davalı borçlu ... aleyhine icra takibi başlattığını, borçlunun mal varlığı bulunmadığından alacağını almasının olanaksız duruma geldiğini, davalılardan ...’ın taşınmazını danışıklı olarak diğer davalı ...’a devrettiğini iddia ederek, taşınmaz tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, haksız davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, satış ve boşanmanın aynı yılda gerçekleştiği, satış gününde davalılardan ...’ın taşınmaz satın alacak parasal gücü bulunmadığından satışın danışıklı olduğu, taşınmazın bir bölümünün daha sonradan devredilmiş olmasının satışı yasal duruma getirmeyeceği gerekçesiyle istem kabul edilmiştir.
Davacı ile davalılardan ..., 20/02/1995 günlü yabancı mahkeme karar ile boşanmışlar, 14/02/1996 günü kesinleşen karar 04/05/1998 gününde tenfiz edilmiştir. Davacı, kesinleşen nafaka alacağını alabilmek amacıyla davalılardan ... hakkında 20/03/2003 günlü icra takibini başlatmıştır. Takip sırasında adı geçen davalının malvarlığının alacağın ödenmesine yetemeyeceği anlaşılmış ve davacı eldeki bu davayı açmıştır.
... ada ... parsel sayılı dava konusu taşınmazın tamamı davalılardan ... adına kayıtlı iken adı geçen davalı tarafından 21/04/1993 günüde diğer davalı kız kardeşi ...’a devretmiş, ... da taşınmazın 20/120 payını 04/10/2004 günü öteki davalı ...’a satarak devretmiştir.
Danışık, tarafların 3. kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan ve aralarında sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak konusunda anlaşmalarıdır. Davacı, davalının yaptığı işlem nedeniyle alacağını almasının olanaksız duruma düşürülmesi amacı güdüldüğünü ileri sürmektedir. Davacının alacak isteminin dayandığı mahkeme kararı 20/02/1995 günlü olup davacı ve davalı borçlunun satış işleminin yapıldığı günde evli oldukları anlaşılmaktadır. Taşınmazın satıldığı günde davacının nafaka alacağı hakkı doğmadığı gibi alacağa ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı da bulunmamaktadır. Ayrıca, icra takibi çok sonraki bir tarihte başlatılmıştır. Bu durumda, davalı borçlu ile diğer davalılar arasındaki satış işleminin danışıklı olarak değerlendirilmesi doğru değildir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek istemin reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9111, K. 2010/5243, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama