KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9434 E., 2010/5169 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/09/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, savunma sınırları aşılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulması nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Oturduğu apartmanın yönetim planının bazı maddelerinin iptali istemiyle Sarıyer 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/533 Esas ... dosyasında dava açan davacı; bu dosyada diğer tarafın vekili olan davalının, 08/02/2008 günlü bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesi ile savunma sınırlarını aşarak, kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, itiraz dilekçesinde hakaret niteliğinde sözler bulunmadığını, dava sırasında takınılan olumsuz tavrı eleştirdiğini, davacının ücreti karşılığı alıp dosyaya sunduğu özel raporları etkisiz duruma getirmek amacıyla savunma yaptığını, dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilerek , istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece; davacının iddialarının “saçmalık” olarak nitelendirmesinin, para ile özel raporlar alınarak mahkemenin etkilenmeye çalıştığının belirtilmesinin savunma sınırını aştığı gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Dosyadaki belgelerden, davacının oturduğu apartmanın yönetim planının 31, 32 ve 33. maddelerinin iptali amacıyla dava açtığı, bilirkişi incelemesi sonuç alınan rapora itiraz eden davacının, sunduğu iki adet özel bilirkişi raporu ile mahkemece alınan raporun çeliştiğini, iptali istenen maddelerle davalı tarafın elde ettiği ve edeceği çıkar tutarının 12.000.000,00 USD olduğunu belirttiği; bunun üzerine bir kısım davalılar vekili olan davalı avukatın belirtilen tutar hakkında “...davacının iptalini istediği bu üç maddeden toplam zararının 12 milyar ABD doları olduğuna dair iddiası ise tamamen saçmalıktır.” biçiminde açıklamada bulunarak,
istenen bedelin alım gücü konusunda örnekler verdiği, davacı tarafından sunulan özel raporların ücret karşılığı alındığını, mahkemeyi etkilemeye yönelik olduğundan dava dışı gördüklerini belirttiği anlaşılmaktadır.
Taraf vekili olan davalının, zarar tutarına yönelik iddiayı paranın alım gücü ile kıyaslayarak bunun fazla olduğunu, özel bilirkişi raporlarının geçersizliğini ve mahkemece gözetilemeyecek kanıtlardan olduğunu belirtmek için kullandığı sözlerin, doğrudan davacının kişiliğine yönelik olmayıp davacıyı hedef almadığından savunma sınırları içerisinde kaldığı ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının kabulü gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9434, K. 2010/5169, 29 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama