KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9551 E., 2010/4713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/04/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 26/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
İzmir'de Profesör unvanına sahip tıp doktoru ve Cumhurbaşkanı ...'ün dayısı olduğunu belirten davacı, yazılı ve görsel basında Cumhurbaşkanı'nın annesinin Ermeni olduğuna ilişkin açıklamaları yayımlanan davalı tarafından; belli bir etnik kökenden olduğu ileri sürülerek, belli bir etnik kökeni destekleyip diğerlerini reddeden kişi olarak gösterildiğini, açıklamanın gerçek olmayıp suç isnadı niteliğinde, kamu yararı bulunmayan bir açıklama olduğunu, davalının bu açıklamaları nedeniyle belli gruplar tarafından dışlandığını, günlük yaşamını maddi ve manevi olarak tedirgin olarak sürdürmek zorunda kaldığını belirterek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, açıklamaları bir bütün olarak ele alındığında, hakaret amacı olmadığını, belli bir etnik kökenden olmanın kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağını, dava konusu sözlerden davacının bir etnik kökeni destekleyip diğerini reddettiği sonucunun çıkmayacağını, söylediği sözler kendisine yönelik olmadığından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, yansıma yoluyla manevi tazminat istenemeyeceğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalının sözlerinin Cumhurbaşkanı ... ile ilgili olduğu, doğrudan davacıya yönelik olmadığı, yansıma yoluyla manevi tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle, istem reddedilmiştir.
Davalının basına yapmış olduğu açıklamada “....Sayın ...'ün annesinin etnik kökeninin Ermeni olduğunu İzmir'deki meslektaşım, sayın ...'ün dayısı İzmir Atatürk Eğitim Hastanesinde Nöroloji uzmanı Dr. ...., asistanlarına söylemiş...”, “...biz, başından beri ...'ün annesinin Ermeni kökenli olduğunu biliyoruz...”, “....biz annesinin Ermeni kökenli olduğunu unutur, bir daha da hatırlamazdık... ” biçimindeki sözlere yer verilmiştir.
Davacı, Cumhurbaşkanı ...'ün dayısıdır. Davalı basına yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı ...'ün annesinin Ermeni kökenli olduğunu, bu bilgiyi de tıp doktoru olan davacının asistanlarına söylediğini, bu nedenle bildiğini belirtmiştir. Davalı, Cumhurbaşkanı ...'ün annesinin Ermeni kökenli olduğunu kanıtlayamamıştır. Kamuoyunda sıkı bir biçimde izlenen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başkanı olan Cumhurbaşkanının etnik kökeni hakkında, gerçekliği kanıtlanamayan böyle bir açıklama yapılması o kişinin kişilik haklarına saldırı oluşturur. Bu sözlerin çıkış noktası olarak gösterilen ve Cumhurbaşkanı ...'ün dayısı olan davacının, ailesinin bir bireyi hakkında bu yönde bir açıklama yapmadığı halde yapmış gibi gösterilmesi kişilik haklarına saldırı oluşturur.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9551, K. 2010/4713, 21 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama