KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9734 E., 2010/6175 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ...aleyhine 08/03/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle ilk davada saklı tutulan bakiye kısmın istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/04/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 25/05/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı, ilk davada saklı tutulan fazlaya ilişkin zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, 06.08.2001 günü çarpması nedeniyle yaralanan davacının, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı ilk davada alınan 06.04.2005 günlü ilk Adli Tıp Kurumu raporunda davacının %71 oranda meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirlendiği; vücudundaki metalin çıkarılmasına ilişkin ameliyattan sonra aynı yerden alınan 16.06.2006 günlü ikinci raporda meslekte kazanma gücünden %34,2 oranda kaybetmiş sayılacağının saptandığı anlaşılmaktadır.
Davacının meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin orandaki değişiklik, yeni bir tıbbi zarar bulunduğu anlamına gelmez. Kaldı ki davacının yaralanması ile ilgili gelişen bir durum olmadığı ve beden gücü kayıp oranının azaldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. O halde, zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak Adli Tıp Kurumu'nun 06.04.2005 günlü ilk raporu esas alınmalı ve eldeki davanın açıldığı 08.03.2007 günü, olay gününde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nda öngörülen beş yıllık ceza zamanaşımının da dolduğu gözetilerek istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9734, K. 2010/6175, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama