KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9826 E., 2010/4904 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
396 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/12/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 15/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle ve görevsizliğe dair işlerde duruşma yapılamayacağından istemin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. İstemin bir bölümünün kabulüne ilişkin olarak verilen yerel mahkeme kararı, Dairemiz'ce; uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Yerel mahkemece bozmaya uyularak, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Tapu Sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından Medeni Yasa'nın 1007. maddesi ile tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiştir. Bu sorumluluk asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan, zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. Sicil tutma işleminden ya da bir işlemin yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda Borçlar Yasası’nın haksız eylemden doğan sorumluluğa ilişkin kurallarının uygulanacağı da kuşkusuzdur.
Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olup tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan da Devlet, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur.
Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve mal varlığına ilişkin (ayni) hakların, yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen Devlet, sicillerdeki yanlış kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir.
Dayanaksız ya da hukuki duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa'nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 gün ve 2009/4-383-2009/517 sayılı kararı da bu biçimde açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiği yolundadır.
Yerel mahkemece, Dairemiz'in bozma kararına uyularak görevsizlik kararı verilmiş ise de görev konusunda usulü kazanılmış hak oluşmayacağından, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı yeri olduğu benimsenerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9826, K. 2010/4904, 26 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama