KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10059 E., 2010/10732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 10/10/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin husumet yönünden reddine ilişkin 17/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, köye ait eski caminin yıkım işini yaparken düşerek yaralandığını ve yıkımı sırasında gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı muhtarın kusurlu olduğunu belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme kamu düzenine ilişkin olup davanın görülebilirlik koşulu olan husumetin bulunmadığı durumda davanın esasının incelenemeyeceği, Anayasa’nın 129/5 ve 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddeleri uyarınca husumet yokluğundan istemin reddine karar verilmiştir.
Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasadaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Davacı, davalı gerçek kişinin kişisel kusuruna dayandığına göre, dava konusu eylemden dolayı davacının uğradığı zararın davalının kişisel kusuru nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan yönler gözetilmeden davalının meydana gelen olayda kişisel kusurunun olup olmadığı konusunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın, yerinde olmayan ve çelişkili gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10059, K. 2010/10732, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama