KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10161 E., 2011/11942 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma
2-... vekili Avukat ... Aba
Davacı ...'a velayeten ... ve ... vekili Avukat ... vdl. tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 10/06/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... yönünden davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 11/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazası nedeni ile yaralanmadan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davalı ... bakımından davanın reddine, davalı ... bakımından istemin kısmen kabulüne dair karar, davacı ve davalı ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, oğulları ... Burak’a davalı ...’in maliki bulunduğu davalı ...’ın kullandığı aracın çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında ... ’ın yüzünde sabit iz oluşacak şekilde yaralanmasından dolayı uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, aracın davalı ...'e 10/05/2008 tarihli harici satış sözleşmesi ile satıldığı, noter satışının da 14/05/2008 tarihinde yapıldığı bu nedenle araç işleten sıfatlarının bulunmayıp sorumluluklarının olmaması nedeniyle tazminat isteminin reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, kazada davalı ...'in kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun davacıda olduğu, davacının yüzünde sabit iz olduğuna dair kesin raporun bulunmadığı nedenleriyle tazminat isteminin reddi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalı ...'in harici satış nedeniyle araç sahipliği sıfatının bulunmaması nedeniyle bu davalı bakımından sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü Süleyman’ın 5/8 oranında kusurlu olduğu benimsenerek davacının yüzünde sabit iz meydana gelmesine karşılık manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zarara yol açan olaya karışan araç, trafikte kaza tarihi olan 14/05/2009 tarihinde davalı ... adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, zarara yol açan kazanın öğlen saatlerinde meydana geldiği, noterde araç satışının ise saat 15:36’da yapıldığı sabit ve tarafların kabulündedir. Her nekadar davalılar arasında 10/05/2008 tarihinde harici satış sözleşmesi düzenlenmiş ise de bu belge 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre mülkiyetin nakli için yeterli değildir. Anılan Kanunun 20/d maddesi gereğince mülkiyetin geçebilmesi ancak noterde yapılmış bir satım sözleşmesi ile mümkündür. Dosyaya ibraz edilen ve noterde düzenlenen araç satım sözleşmesine göre kazaya sebebiyet veren araç kazadan sonra davalı ...'in mülkiyetine geçmiştir.
Dava konusu olayda, davalı ...'in aracını harici satış sözleşmesi ile diğer davalıya satmış olması üçüncü kişi olan davacıya karşı ileri sürülemez. Yerel mahkemece; davalı ...'in de tazminat ile sorumlu tutulması gerekirken, anılan davalı hakkındaki davanın sıfat yokluğundan reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10161, K. 2011/11942, 16 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama