KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10340 E., 2011/12954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/08/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu olayda davalının, davacıya karşı iddiasının davacının kişilik haklarının ihlali niteliğinde olduğu, bu nedenle de yapılan şikayetin ve şikayet nedeni ile davacıda meydana gelen manevi zararlardan davalının sorumlu olacağı anlaşıldığından; davacı, Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince hukuki korunma isteme hakkına sahiptir.
Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, olayın oluş şekli ve çalındığı iddia edilen altınların miktarı ile yukarıdaki ilkeler birlikte gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarının çok fazla olduğu dikkate alınarak, daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10340, K. 2011/12954, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama