KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10469 E., 2010/10314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 06/01/2006 ve 06/07/2007 gününde verilen dilekçeler ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Tarafların öteki temyiz itirazlarına gelince; a)Davacı asıl davada, kaçak olduğu gerekçesiyle el konulan çayın geri verilmesine karar verildiğini, çaylar yok edilmiş olduğundan geri verilemeyen çay bedeli ile yatırdığı güvence parasının tespit gününe göre güncellenmiş karşılığının; birleştirilen davada ise asıl alacağın işlemiş faizinin ödetilmesini istemiştir. Yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davalardaki istemlerin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davalılardan ... hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine ilişkin olarak verilen önceki karar temyiz edilmeden kesinleştiğinden, adı anılan davalı hakkında yeniden karar verilerek tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Birleştirilen davada asıl alacağın faizinin de ödetilmesini isteyen davacı, faiz alacağını 4.000,00 YTL olarak belirleyip müddeabih haline getirdiğine göre, asıl davada kabul edilen tazminatın faiz tutarının hesaplattırılarak davalıdan alınmasına karar verilmesi gerekirken, asıl alacağa faiz yürütülmesi biçiminde karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10469, K. 2010/10314, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama