KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10713 E., 2010/10838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Gelibolu Asliye (Aile Mah. Sıf.) Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl aleyhine 25/07/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davalılar, temyiz dilekçesinde, dava dışı sigorta şirketi tarafından davacılara destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini ileri sürerek, buna ilişkin belgeler eklemişlerdir.
Dosya içeriğinden, bilirkişi tarafından hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatlarından sigorta ödemesi nedeniyle herhangi bir indirim yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece sigorta şirketi tarafından tazminat hesabının yapıldığı günden önce davacılara yapılmış bir ödeme olup olmadığı araştırılıp böyle bir ödeme yapılmışsa bu paranın tazminat hesabının yapıldığı güne kadar işleyen yasal faizi kadar kazanım sağlamış olacakları gözetilip zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin getirisinin yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilip belirlenerek hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Tarafların diğer temyiz itirazına gelince; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 413 ve izleyen maddelerinde düzenlenmiş bulunan yargılama giderleri, aynı Yasa'nın 417. maddesi gereğince haklılık oranında davanın taraflarına yükletilir. Yine aynı Yasa'nın 423/6. maddesi gereğince takdir olunacak avukatlık ücretleri de taraflara yükletilecek yargılama giderleri arasındadır.
Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi uyarınca; dava konusunun para veya para ile değerlendirilebilir olması durumunda avukatlık ücreti, Tarife’nin üçüncü kısmına göre nispi olarak belirlenir. Aynı Tarife'nin 10/1. maddesi gereğince manevi tazminat davalarında kabul edilen tutar üzerinden Tarife'nin üçüncü kısmına göre avukatlık ücreti belirlenir ve 2. maddesi gereğince de manevi tazminat isteğinin bir bölümünün reddedildiği durumlarda, karşı taraf yararına Tarife'nin üçüncü kısmına göre takdir olunacak ücret, davacı yararına takdir olunan ücreti geçemez.
Davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin birer bölümünün kabul edilip birer bölümünün reddedildiği gözetilerek, kabul edilen bölümler yönünden davacılar yararına; reddedilen bölümler yönünden de davalılar yararına yukarıda açıklanan Tarife gereğince ayrı ayrı avukatlık ücreti takdir edilmemiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10713, K. 2010/10838, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama