KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/11244 E., 2010/10863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 02/07/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/07/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, haksız şikayet ve hakaret nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, komşuları olan davalının kendilerine yönelik olarak söylediği “çocukların zina mahsulü” biçimindeki sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemişlerdir.
Davalının, davacılardan ...'ye yönelik olarak söylediği sözlerin ağırlığı ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile komşu olarak yakın bir çevrede yaşamakta olmalarının kendilerine yüklediği sosyal sorumluluğa ilişkin yükümlülüğün bozulmuş olması gözetildiğinde, davacılar yararına takdir edilen 750,00'şer TL manevi tazminat azdır. Yerel mahkemece davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmemiş olması;
b)Tazminat hukuku ilkeleri gereğince haksız eylemden kaynaklanan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda, istek bulunması durumunda, kabul edilecek tazminata olay gününden itibaren faiz yürütülebilir. Davacılar dava dilekçesinde, kabul edilecek manevi tazminata dava gününden itibaren yasal faiz yürütülmesi istedikleri halde faiz konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması;
Usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/11244, K. 2010/10863, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama