KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1137 E., 2010/13382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş ve diğeri aleyhine 24/07/2006 gününde verilen dilekçe ile davalılar tarafından yapılan yol inşaatı nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 16/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılardan Kocaeli Belediye Başkanlığı'nın diğer temyiz itirazına gelince; davalı ...'nin sorumluluğundaki yol inşaatı sırasında gerekli önlemleri almadığından işyerinin önüne inşaat malzemesi ve atıklar yığılması nedeniyle zarara uğradığını belirten davacı, davalıların tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davacının bu isteği idari karar ve eylemlerden ... zararlar niteliğinde olup bunların ödetilmesi istekleri, 11.2.1959 gün ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın II. bendi gereğince, tam yargı davasının konusunu oluştururlar. İdarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince ilgili idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, işin esasının çözümlenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Diğer davalı ... İnşaat AŞ’nin diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Yüklenici olarak kavşak inşaatı yapmakta olan davalı Şirket'in, bilardo ve internet kafe olarak işlettiği işyerinin önünde yaptığı inşaat çalışması sırasında işyerinin gürültü, toz ve bırakılan iş aletleri nedeniyle zarar gördüğünü, müşteri girişinin azaldığını, beş aya yakın süre sonunda işyerinin kapandığını belirten davacı, gelir ve kira kaybı nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Davacı, gerçek usulde vergi yükümlüsü olduğuna ve yoksun kalınan gelirin hesaplanmasında beyan ettiği gelir dışında aylık kazanca ilişkin başka bir kanıt bulunmadığına göre, resmi vergi beyanına göre zarar kapsamı hesaplanıp sonuca göre karar verilmesi gerekirken, denetimi yapılamayan bilirkişi kanısına dayanan kazanç üzerinden tazminat hesaplanması yapan bilirkişi görüşünün hükme esas alınması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
b)Davacının zarara uğradığını belirttiği iş, kamu yararına yönelik bir inşaat işi olup kural olarak, olağan sürede yapılan kamu hizmetinden dolayı zarara uğranıldığı ileri sürülemez. Yapılan iş, kamu yararına verilen hizmete ilişkin olduğuna göre, inşaatın olağan süre içinde tamamlanıp tamamlanmadığı araştırılıp olağan sürenin aşıldığı sonucuna varıldığı takdirde, aşılan süre için zarar hesabı yapılmalıdır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, yazılı biçimde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1137, K. 2010/13382, 23 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama