KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/11417 E., 2011/13675 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 29/12/2008 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 22/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ... Müftülüğüne bağlı ... Kur’an kursunda öğretici olarak görev yaptığını; davalının ise, ilçe müftüsü ile aralarındaki husumet nedeniyle dava dışı müftüye hakaret ve tehdit içerir mesajlar çektiğini, ancak davalının daha da ileri giderek müftülük bünyesinde çalışan bir kısım personelin cep telefonlarına “… müftüsü ... ... Kur’an Kız Kuran Kursu öğreticisi ile cami derneği tarafından uygunsuz şekilde basıldı…” biçiminde asılsız mesajlar çektiğini, davalı ile dava dışı müftü arasındaki husumette davalının bu mesajıyla kendi kişilik haklarını da ihlal ettiğini belirterek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, mesajların çekildiği iddia edilen hattın kendisine ait olmadığı gibi kendisi tarafından da kullanılmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkemece, davalının mahkumiyetine konu mesajlarla, dava konusu mesaj arasında bir bağlantının bulunmadığı, dinlenen tanıkların mesaj çekilen numara ile ilgili doğrudan bir beyanlarının olmadığı, dava konusu mesajın davacının iddia ettiği numaradan çekildiği kabul edilse bile, bu hattın davalıya ait olmadığı ve hat sahibi olarak görünen kişinin böyle bir hattı çıkartmadığını ve kullanması için davalıya vermediğini beyan etmiş olması karşısında, davalının haksız eylemde bulunduğunun sabit olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından dava dışı ilçe müftüsü ...’ya ... ve ... numaralı hatlardan hakaret ve tehdit içerir mesajların çekildiği sabittir. Davalı bu mesajları nedeniyle tehdit ve hakaret suçlarından mahkum olmuş ve karar kesinleşmiştir. Davalı, mahkumiyete konu mesajların çekildiği ...numaralı hattı kendisinin kullandığını kabul etmektedir. Oysa, mahkeme kararının gerekçesini yetersiz kılacak şekilde bu hat dahi başkasının adına alınmıştır.
Müftülük personeline çekilen davaya konu mesajın gönderildiği ... numaralı hattı ise kendisinin kullanmadığını beyan etmektedir. Dosya içerisinde bulunan HTS raporlarının incelenmesinde her iki hattan aranan numaraların bir kısmının aynı olduğu sabittir. Bu da her iki hattın aynı kişi tarafından kullanıldığını göstermektedir. Tanıkların mesaj gelen numarayı tam olarak hatırlamaları beklenemez, kaldı ki tanıklar mesaj içeriği konusunda aynı şekilde beyanda bulunmuşlardır.
Davalının mahkum olduğu hakaret ve tehdit suçlarının mağduru müftü ile aralarındaki husumet ve mesaj içeriği de dikkate alındığında dava konusu mesajın davalı tarafından çekildiğine dair yeterli delil bulunmakta iken yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru değildir. Davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/11417, K. 2011/13675, 19 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama